Hollanda'nın Hilversum kentinde yaşayan Türk aile, beyin tümörüyle mücadele eden oğulları Yusuf'un tedavi sürecinde yaşadıkları nedeniyle sağlık sistemine tepki gösteriyor. Amsterdam ve Utrecht'teki hastanelerde yıllarca tedavi gören Yusuf'a, ailesinin anlatımına göre 2020 yılında yaklaşık altı aylık yaşam süresi öngörüldü. Ancak genç adam ağır tedaviye rağmen eğitimini tamamlayıp çalışmaya devam etti. Hastalığın yeniden ortaya çıkmasının ardından Mayıs 2026'da Hollanda'daki doktorların başka bir tedavi seçeneği kalmadığını bildirmesi üzerine aile Almanya'ya başvurdu ve Yusuf, Hannover'de ameliyat edildi.

Ancak ailenin sağlık mücadelesi Hollanda'ya döndükten sonra daha da zorlaştı. Yusuf'un kardeşi Eren, Sonhaber.eu'ya yaptığı özel açıklamada, Almanya'dan yapılan sevke rağmen Hollanda'da gerekli tıbbi takibe ve rehabilitasyon hizmetlerine ulaşamadıklarını belirtti. Aile, aylardır ağır hasta oğulları için uygun bir hasta yatağının dahi sağlanmadığını öne sürdü.

Altı ay ömür biçilen Yusuf eğitimini tamamlayıp çalışmaya başladı
Ailesi Aksaray'dan Hollanda'ya göç eden 30 yaşındaki Yusuf, bu ülkede doğan dört kardeşin en büyüğü. Mühendislik alanında eğitim aldığı sırada, henüz 23 yaşındayken beyin tümörü teşhisi konulan Yusuf, yaşadığı zorluklara rağmen eğitimini tamamladı ve çalışma hayatını sürdürdü.

Kardeşi Eren'in anlattığına göre, Yusuf'un sağlık sorunları 2020 yılında başladı. Şiddetli baş dönmesi, kusma ve ağrılar yaşamasına rağmen şikâyetlerinin stresten kaynaklandığı söylenerek kendisine yalnızca parasetamol önerildi. Eren, gerekli tetkiklerin yapılması için üç-dört hafta mücadele ettiklerini, sonunda Amsterdam'daki hastanede beyninde tümör tespit edildiğini belirtti.

Yusuf ameliyatın ardından kemoterapi ve radyoterapi gördü. Eren, doktorların o dönemde ağabeyine yaklaşık altı aylık yaşam süresi öngördüğünü ancak Yusuf'un eğitimini tamamlayarak bir mimarlık bürosunda çalışmaya başladığını söyledi.

Aile, 2025 yılında tümörün yeniden ortaya çıkmasıyla ikinci kez zorlu bir sürece girdi. Eren, ilk ameliyatın ardından yaranın yeterince kapatılmadığını düşündüklerini, daha sonra yaranın açılması ve enfeksiyon gelişmesi nedeniyle Yusuf'un yeniden ameliyat edilmek zorunda kaldığını anlattı. Aile, bu durumun tıbbi bir hatadan kaynaklandığı görüşünde.

Utrecht'teki tedavinin ardından aileye başka seçenek kalmadığı söylendi
Yusuf, 2025 yılında Amsterdam'da yeniden ameliyat edildi ve ardından kemoterapi gördü. Ancak kontrollerde tümöre ilişkin yeni bulgular tespit edilince tedavisi Utrecht UMC'de devam etti. Eren'in anlatımına göre, Yusuf burada önerilen deneysel tedaviye Şubat 2026'da başladı.

Aile, deneysel tedavi sırasında tümörün hızla ilerlediğini ve Yusuf'un sağlık durumunun ağırlaştığını belirtiyor. Eren, bunun doğrudan tedaviden kaynaklandığını söyleyemeyeceklerini ancak kötüleşmenin bu dönemde yaşandığını vurguladı. Şiddetli baş ağrıları, baş dönmesi ve kusma şikâyetleri artarken hastanenin kendilerine bunların ilaçların yan etkisi olduğunu bildirdiğini söyledi.

Nisan ayındaki kontrollerin ardından Mayıs başında aileye başka bir tedavi seçeneği kalmadığı ve Yusuf'un yaklaşık üç aylık yaşam süresi olabileceği bildirildi.

Utrecht Umc

Eren, başka bir tedavi veya somut destek sunulmadığını, buna karşılık ötanazi seçeneği hakkında e-posta yoluyla bilgilendirildiklerini anlattı. Böylesine ciddi bir konuda yalnızca e-posta gönderilmesinin kendilerini derinden etkilediğini belirtti.

Ağabeyinin o dönemde hâlâ yürüyebildiğini ve günlük işlerini yapabildiğini söyleyen Eren, başka bir tedavi seçeneği kalmadığı yönündeki değerlendirmeyi kabul etmeyerek yurt dışında çözüm aramaya başladıklarını ifade etti.

Almanya'daki doktorlar ameliyat seçeneği sundu

Ini Hannover
Aile, ikinci bir tıbbi görüş için Almanya'nın Hannover kentindeki INI Hannover kliniğine başvurdu. Eren'in aktardığına göre, Yusuf'un durumu burada uzmanlardan oluşan bir tümör konseyinde değerlendirildi ve ameliyatla tümörün çıkarılabileceği belirtilerek cerrahi tedavi önerildi.

Eren, ameliyat kararının aile tarafından değil, Alman doktorların tıbbi değerlendirmesi sonucunda alındığını vurguladı. Benzer cerrahi yöntemlerin Hollanda'da da uygulanabildiğini ancak ağabeyine böyle bir seçeneğin zamanında sunulmadığını savundu.

Başlangıçta 29 Haziran'a planlanan ameliyat beklenirken Yusuf'un durumu ağırlaştı. Mayıs ayının sonlarına doğru sol tarafında güç kaybı başladı ancak ameliyat öncesinde hâlâ belirli ölçüde hareket edebiliyordu.

Eren, 29 Mayıs'ta aile hekiminin ağabeyinin bir veya iki günlük yaşam süresi kalmış olabileceğini söyleyerek onu yaşam sonu bakım merkezine yönlendirdiğini anlattı. Ancak ertesi gün Yusuf'un durumunun bir miktar toparlanması üzerine aile, Almanya'daki hastaneyle yeniden iletişime geçti.

Nakil için ambulans bulmakta zorlandılar
Eren, Yusuf'u Almanya'ya götürmek için sağlık sigortasından bekledikleri ambulans desteğini alamadıklarını ve nakli kendi imkânlarıyla organize ettiklerini söyledi.

Yusuf, 5 Haziran 2026'da Hannover'de ameliyat edildi. Ailesine göre, operasyonun ardından genel durumu toparlandı ancak ameliyattan yaklaşık bir-iki hafta önce başlayan sol tarafındaki güç kaybı devam etti. Yusuf'un yatağa bağımlı hâle gelmesi ise ameliyat sonrasında gelişti.

Yusuf Sevk Edilirken

Eren, Alman doktorların hareket kabiliyetinin ne ölçüde düzelebileceğini öngöremediklerini ancak uygun fizik tedavi ve rehabilitasyonla gelişme sağlanabileceğini belirttiklerini söyledi.

Hollanda'ya dönünce hastanelerin kapısını çaldılar
Yusuf, Almanya'daki ameliyatının ardından yaklaşık üç hafta hastanede kaldı. Eren'in anlatımına göre, Alman doktorlar tedavi ve takibin Hollanda'da sürdürülmesi için sevk hazırladı. Ancak aile, Hollanda'ya döndükten sonra gerekli sağlık hizmetlerine ulaşamadı.

Eren, Amsterdam ve Utrecht'teki hastanelerin ağabeyini terminal dönemdeki hasta olarak değerlendirdiğini ve bunun yeniden muayene edilmesi, tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerine erişmesi önünde engel oluşturduğunu öne sürdü.

Ailenin anlatımına göre, Yusuf dönüşünün ardından üç gün boyunca evde gerekli bakım ve uzman takibinden yoksun kaldı. Eren, aile hekimi, hastaneler, rehabilitasyon merkezleri ve sigorta şirketiyle defalarca iletişime geçtiklerini söyledi. Başlangıçta acil servise bile kabul edilmeyeceklerinin bildirildiğini, ancak yoğun çabalarının ardından Yusuf'un Amsterdam'daki hastaneye yatırılmasını sağlayabildiklerini anlattı.

Eren, burada da Almanya'daki ameliyata yönelik olumsuz ifadelerle karşılaştıklarını iddia etti. Hastane çalışanlarının Yusuf'a neden ameliyat olduğunu sorduklarını, iyileşemeyeceğini söylediklerini ve Alman doktorların kendilerini maddi açıdan istismar ettiğini öne sürdüklerini aktardı.

Eren ayrıca ağabeyinin ameliyat sonrası güncel sağlık durumu kapsamlı şekilde değerlendirilmeden MR görüntülemesi taleplerinin bile reddedildiğini belirtti.

Ağabeyinin yeniden değerlendirilmesini ve mümkün olan tedavinin sağlanmasını istediklerini söyleyen Eren, Hollanda'daki sağlık kuruluşlarının yaklaşımından büyük hayal kırıklığı yaşadıklarını ifade etti.

Uygun hasta yatağı için aylardır uğraşıyorlar
Ailenin sorunları hastanelerle sınırlı kalmadı. Eren, sürekli yatmak zorunda olan ağabeyi için aylardır uygun bir hasta yatağı sağlayamadıklarını söyledi. Gönderilen yatakların ağrılara ve vücudunda yaralara neden olduğunu öne süren Eren, ilgili firmaya defalarca şikâyette bulunmalarına rağmen sorunun çözülmediğini belirtti.

Yusuf

Eren, tıbbi yardımcı araçların karşılanmasından sorumlu sağlık sigortası şirketinin de şikâyetlerini yeterince ciddiye almadığını savundu. Sigorta şirketinin kendilerini sürekli anlaşmalı olduğu aynı tedarikçi firmaya yönlendirdiğini ve somut bir çözüm sunmadığını söyledi.

Ağır hasta bir kişinin en temel bakım ihtiyacının bile karşılanamamasına tepki gösteren aile, diğer sağlık hizmetlerine nasıl ulaşabileceklerini sorguluyor.

Tedavi için yeniden Almanya'ya gitmek zorunda kaldılar
Hollanda'daki sorunların devam etmesi üzerine aile, Yusuf'u Temmuz ayında yeniden Almanya'ya götürdü. Burada ilaç tedavisi ve rehabilitasyona başlandı. Eren, sağlık sigortası şirketinin Almanya'daki tedavi ve bakım masraflarını karşılamadığını, bu nedenle ciddi maddi yüklerle karşılaştıklarını belirtti. Artan giderler nedeniyle bağış kampanyası başlatıldı ve aile Ağustos ayında Hollanda'ya döndü.

Eren, Alman hastanenin üç haftada bir ilaç tedavisi için gelmelerini önerdiğini ancak Hollanda'da uzman hekim takibi ve rehabilitasyon hizmetlerine erişimde yaşadıkları sorunların sürdüğünü söyledi. Başvurularından olumsuz yanıtlar aldıklarını belirten Eren, ağabeyinin güncel durumunu takip ederek tedavi seçeneklerini değerlendirecek bir nöro-onkoloji uzmanına dahi ulaşamadıklarını ifade etti.

Den Haag'da 60 yıllık işçi göçünün hikâyesi fotoğraflarla anlatıldı
Den Haag'da 60 yıllık işçi göçünün hikâyesi fotoğraflarla anlatıldı
İçeriği Görüntüle

Yusuf'un sağlık durumunun şu anda stabil olduğunu ancak hareket kaybı ve bakım ihtiyacının devam ettiğini belirten Eren, Almanya'dan yeni bir değerlendirme beklediklerini söyledi.

Aile Hollanda'daki sağlık sisteminin sorgulanmasını istiyor
Yusuf'un yaşadıkları, Hollanda'da ağır hastaların tedavi ve bakım hizmetlerine erişiminde karşılaşılabilen sorunları gündeme getiriyor. Ailenin dile getirdiği şikâyetler, sağlık hizmetlerinde hastalara eşit davranılıp davranılmadığı ve olası ayrımcılık konusunda da soru işaretleri doğuruyor.

Eren, yabancı soyadına sahip kişilerin Hollanda'da sağlık hizmetlerine erişimde daha fazla sorun yaşadığına ilişkin benzer şikâyetler duyduğunu belirtti.

Ağabeyine 2020 yılında yalnızca altı aylık yaşam süresi öngörülmesine rağmen yıllarca hayatına devam ettiğini hatırlatan Eren, hastaların yalnızca hastalıklarının genel seyrine göre değil, güncel sağlık durumları ve bireysel koşulları dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

Aile, Yusuf'un sağlık durumunun yeniden değerlendirilmesini, ihtiyaç duyduğu tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin sağlanmasını ve evde bakım koşullarının iyileştirilmesini istiyor.

Eren, yaşadıkları sorunları yalnızca sözlü olarak dile getirmediklerini, ilgili kurumlara defalarca başvurduklarını ancak sürekli başka kurumlara yönlendirildiklerini veya sonuç alamadıklarını söyledi.

Yaşadıklarını yalnızca kendi ailelerinin sorunu olarak görmediklerini belirten Eren, benzer durumdaki hastaların ve yakınlarının aynı güçlüklerle karşılaşmaması için Hollanda'daki sağlık sisteminde yaşanan sorunlara dikkat çekmek istediklerini ifade etti. Ağır hasta bir insanın temel sağlık hizmetlerine ulaşabilmesi için ailesinin sürekli mücadele etmek zorunda kalmasının kabul edilemez olduğunu vurguladı.
©Sonhaber.eu