“Alem sıfatların gölgesinin tecellisidir. Alem hakikatin gölgesidir.”

Hakikatin gölgeleri var etmesinin sebebi ise kendisine delil göstermek olduğunu ifade eder. Bu sayede ise insan kendisini ve Allah ile olan ilişkisini bilir.

Dolaysıyla kendini bilen Allah’ı bilir ve yine kendini seven Allah’ı sevmiş olur. Tüm bunlardan anladığımız ise bizi tek bir yöne sürüklüyor olur. 

Peki nedir bizi biz ile buluşturan bu yön?

Bu hayat yolculuğunda insan var olduğu bu gezegende yaşamını sürdürürken, başına gelen tüm üzüntü, keder ve olumsuzlukları kendi içine dönmeye cesaret edemeyişi ve kendi ışığını bulamayışı sonucunda yaşıyor maalesef.

Önceliği yaratana değil de yaratılan varlık ve nesnelere vermeye başladığımız anda gölgeyi yani karanlığı takip etmeye başlıyoruz.

Bu akıma kendimizi kaptırdıkça da tıpkı bir döngü gibi ayni yere geri geliyoruz. Bu ise bize çağın hastalığı olan bir depresyon hastasının içinde bulunduğu ruh halini özetliyor. Tıpkı olumlu olana değil sadece olumsuzlara odaklanıp zihnimizde durduramadığımız o negatif düşünce akışının döndükçe büyüdüğünü ve zamanla tüm beyni kontrol altına aldığına şahit oluyoruz.

‘’Oysa evrendeki her şey zıttı ile yaratılmıştır. Hayattaki tüm dengeler zıt karşılıkları ile vuku bulur. Yaşadığımız şey her ne olursa olsun zıddını bulmadan denge oluşturmamız mümkün değildir.’’

Nitekim gölgeyi anlayabilmemiz için ışığı da bilmemiz gerekmektedir. Tıpkı Adem’i okuyabilmemiz için onun varlığından rahatsız olup Allah’ın secde et emri ile O’na itaat etmeyen şeytanın varlığını bilip anlayabilmemiz gibi.

Bu yolculuğa çıktığında insan, önce madde sonra, maden, bitki, hayvan, insan ve Kamil İnsan seviyesine ulaşır. Tüm bu evrelerden geçtikten sonra da geldiği noktaya geri dönmüş olur.

Alem ve alemde ki varlıklar gölge varlıklardır. Bu alemin bir parçası olan insanlarda birer gölge varlıktır.

Bu durumda insanları ikiye ayırdığımızda ise;  birinci kısım kendisi gibi gölge varlık ve nesnelerin peşinde olanlar, ikinci kısım ise bu gölge varlıktan daha üstün olan bir varlığın gölgesi olduğunun farkında olanlar.

Hakikati bulma yolculuğu olarak adlandırdığımız bu durum ayni zamanda gölge ve varlık olan insanın alem ve kendisine birer gölge varlık olduğunu idrak etmesi ve hakikate ulaşma yolunda çaba harcamasının ispatidir.

Nur sebebi yaratır, ne kadar sebep var ise onun gölgesidir.

Sebebi yaratan ile sebep ise birbirinin aynasıdır.

‘’Kim ayna gibi tertemiz değil ise aynayı da aynadakini de göremez’’

İçeresinde bulunduğumuz bu muhteşem Ramazan ayı ise bizleri bu yolculukta destekleyen çok kıymetli bir aydır.

Sadece bedenimizi değil ayni zamanda ruhumuzu da ışıldatmamızı sağlayarak bizlere içimize dönme cesareti verir. İçimizdeki o muhteşem ışığı bulabilmemiz için bizi destekler. Gölgenin arkasında ki ışığı yani kendi özümüzü bulmamıza yardımcı olur.  Bu keşif yolculuğunda  buluşacağımız o ışık sayesinde bedenimizdeki tüm karanlıklar, ( hastalık, öfke, stres, vesvese, korku, endişe) olumsuz her şey yerini aydınlığa yani şifa almaya bırakır. 

‘’İnsan kabul ve şükür noktasına gelir ve hayatımızda ki olumsuz tüm kodlar ve kalıplar değişip dönüşmeye başlar’’

İşte o zaman insan gerçek insan olma yolunda ilerler ve kendisinde yaradılış itibariyle bulunan tüm mevcut sıfatları yansıtma özelliğine erişir ve tüm karanlıklardan sıyrılıp kalbini temizler, aydınlatır.

Allah’ımız bize ayna gibi tertemiz olmayı nasip etsin inşallah. Amin.

Herkesin Ramazan ayini ve Kadir gecesini tebrik ediyor, ruhumuzun ve bedenimizin arinmiş bir şekilde bu güzel Ramazan ayına veda ederek Şeker Bayramı ile buluşabilmesini yüce Allahtan temenni ediyorum.

Sevdiklerinizle musmutlu Bayramlarınız olsun!

Sevgilerimle,
Saadet Koral