Kovid-19 Sonrasi Yeni Dünya Düzeni Nasıl Şekillenecek? Türkiye O Yeni Düzende Hakettiği Yerde Olacak mı?

Yaşadığımız bu zor günlerde aslında gelecekle ilgili değişimi hatta yeni dünya sistemine geçişimizi gerçekleştiriyoruz.Neredeyse herkesin artık sesli düşünmeye başladığı ve en çok merak ettiği konu yeni dünya sisteminin nasıl şekilleneceği oldu.

Sayın Cumhurbaşkanımız geçtiğimiz günlerde bu konuyla ilgili düşüncelerini işte bu şekilde dile getirdi;

"Yaşadığımız koronavirüs salgınının ardından dünyada hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağı açık görünüyor"

Hepimizi yakından ilgilendiren bu konuyu,bir dönem TC Devlet ve Avrupa Birliği Bakanlıkları ile Başmüzakerecilik görevlerini yapmış olan şu anki, Türkiye Cumhuriyeti Prag Büyükelçisi Egemen Bağış ile yapmış olduğumuz teleröportaj da değerlendirdik.

İşte siz değerli okularım için kaleme aldığım o söyleşi,

Sayın Büyükelçim,şu an tüm dünya Kovid-19 pandemisi ile büyük bir mücadele vermekte.

Sizce dünya geçmişten bu yana salgın hastalıklardan ne öğrendi?

Bu pandemiye ne kadar hazırlıklı yakalandı?

Aslında insanlık tarihinde birçok farklı salgın hastalık tecrubesi var. Ne kadar çok tecrube edinmiş olunsa bile, bu hastalığın dünyayı şoke eden ve şaşırtan bir boyutta ilerlediğini hep beraber gözlemliyoruz.

Gözlerden kaçmayan gerçek ise, dünyanın en güçlü devletleri, en süper güçleri ve nükleerinin bile ufacık bir virüs  karşısında ne kadar aciz kalmalarıdır.

"Bu da aslında bize insanın ve insanlığın yarattığı güçlerin üzerinde çok daha büyük bir güç olduğunu,doğayla mücadelenin o kadar da kolay olmadığını bir kez daha öğretmiş oldu."

Şu anda bu hastalığın bize neler öğrettiğine baktığımızda, bu hastalık bize temiz ve hijyen olmayı,vücutlarımıza iyi bakmamızı,beslenmemize dikkat edip düzenli uyku ile birlikte metabolizmamızı güçlü tuttamızı, sosyal ilişkilerde ise seçici ve sadık olmayı,sadakatı öğretiyor.

Bu hastalık bize başkalarının derdi ile dertlenmeyi öğretiyor.

Çin'deki bir soruna banane dediğiniz anda sizin kapınızda belirebileceğini, Afrika'da yaşanan açlığı, kıtlığı, Aıds salgınını, Kaşmir,Filistin ve Arakan'da yaşanan zülümlere karşı insanlığın tavırsız kalmaması gerektiğini öğretiyor.

Bu hastalık dünyanın, işleyişini sorguladığı ve uzun vadede değiştirilmesi  öngörüsün de bulunmak gerektiğini gösteriyor.

"Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak."

Belki bu virusu eninde sonunda bilim adamları bir ilaç veya bir aşı ile yenecekler.

Fakat yarın hangi virüsün çıkacağını nasıl şekil değiştirerek yeni bir belanın başımıza geleceğini bilemeyeğimiz için hepimizin bundan sonra temizliğe daha fazla önem vermesi gerekir.

Pandemiye ne kadar hazırlıklı olabiliriz veya geçmişten nasıl dersler çıkarıldı konusuna gelince, geçmiş pandemilere baktığımızda örneğin, Avrupayı sarsan milyonlarca insanın nüfusun yarısına yakınının bir çok ülkede hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan veba salgınlarını düşündüğümüzde, o günden sonra Avrupalılar daha temiz olmaya başladı. Tuvalet kültürü gelişti.Bu hastalıkta bireysel temizlik daha fazla arttırıyor.

"Aslında bu aynı zamanda  insanlığın tekamülü dür."

Her musibet yeni yeni şeylere insanlığı zorluyor ve baktığımızda bu hastalığın bize öğretileri  aslında bizim değerlerimizin bizlere öğretileri ile aynı.

Baktığımızda bütün inançlar, bütün tek tanrılı dinler insanlığa temiz olmayı tembihler.

Ama insanlar bunu yapmaz.

Bütün inançlar paylaşmayı tembihlemesine rağmen biz bunu maalesef yeterince yerine getiremeyorduk. Ama bundan sonra bunu daha kurumsallaştıracak daha sistematik hale getirecek bir takım önlemler almak zorunda kalacak insanlar.

Kovid-19 salgını bir sağlık krizinden çok daha fazlası. Dokunduğu her ülkeyi sarsan bu küresel salgının yıkıcı ve derin izler bırakacak sosyal,ekonomik ve siyasi krizlere yol açma potansiyeli var.Krizin dünya üzerinde ki etkesi ne olacak?

Küresel ilişkileri hangi yönde nasıl etkileyecek?

"Buna bir çağın sonu ve bir başkasının başlangıcı diyebiliriz."

Benim düşüncem uzun vadede siyasetin yanısıra uluslararası örgütler de değişecek. Esasında Avrupa Birliği fikri bütün ülkelerin bir olması,serbest dolaşım ve serbest ticaret ile büyük bir dayanışma içinde olması idi.

Şu an AB üyesi ülkelerin birbirlerinin maskelerine el koyduğunu görüyoruz.Sadece birbirlerinin ihtiyac duyduğu malzemeyi korsanlar gibi nasıl elde ettiklerini görüyoruz.

Avrupa Birliği artık çökme noktasına gelmekte.

"Birleşmiş milletlerde Cumhurbaşkanımızın yıllardır söylediği "Dünya beşten büyüktür"anlayışı çok daha fazla ses getirmeye başlayacak."

Şimdi Sayın Cumhurbaşkanımızın ne kadar haklı olduğunu tüm dünya daha iyi anlayacak. Artık AB'de bütün ülkelerin karar mekanizmalarında söz alabileceği bir takım düzenlemelerin yapılması gerekir.

Yaşadığımız bu günler ülkelerin birbirlerinin malzemelerine nasıl el koyduklarını,İtalya'yı ne kadar yalnız bıraktıklarını gösterdi.

"Avrupa birliğinin yapısı değişecek.Bu hayal dünyasından çıkacaklar."

Yaşadığımız bu günlerde dikkatimizi çeken en önemli unsurlardan biri de insanlık Kovid-19 ile baş edebilmek için liderlik ve dayanışmaya ihtiyaç duyuyor.

Kovid-19 sonrası nasıl bir dünya sistemi bekliyorsunuz?

Bu yeni sistemde Türkiye hakettiği yerde olacak mı?

Mutlaka olacak! Bu işin sonunda yeni bir dünya sistemi kuruluyor. İnsanlık genel olarak birbirlerinin derdi ile dertlenme noktasında daha hassas olmak zorunda.

Bu artık bir tercih değil,bu bir mecburiyettir.

"Komşunun evinde yangın varsa ve sen o yangının sönmesine yardımcı olmazsan, o yangın gelir senin yuvanı da yakar yıkar. "

Biz artık komşunun evindeki yangınla hemhal olmak zorundayız.Artık insanlık komşusu aç iken tok yatamayacak noktaya geliyor.

Bu hastalık bize gösteriyor ki, herkesin derdi hepimizin derdi.Hepimiz güvence de olmadıkça aslında hiçbirimiz güvence de değiliz.

Nasıl köylerde bir imece ve dayanışma,paylaşma vardır bu dünyada da artık bu olmak zorunda.O nedenle dünya aslında küçük bir köye dönüşecek.

Siz dünyanin en zengin insanı olabilirsiniz. Dünyanın en büyük gücü  en güçlü devletin veliaht prensi,hatta başbakanı ya da devlet başkanı olabilirsiniz ama bu sizi,Türkiye-Yunanistan sınırında umutla açık havada haftalardır bekleyen göçmenden daha korunaklı hale getirmiyor.

Ufacık bir virüs gelir sizin o gücünüzü,herşeyinizi yerle bir edebilir.

"İşte Allah sınırdaki  yüzbinlerce Suriye'li göçmeni koruyor,dünyanın en iyi korunan prensi Prens Charles virüs kapabiliyor. Demek ki herkesin derdi hepimizin meselesi."

İşte bu yüzden bizim daha paylaşımcı ve merhametli bir dünya düzenine geçme mecburiyetimiz var.

Bu da bize gösteriyor ki Türkiye zaten tüm dünya mazlumlarına ve zor durumda olan herkese hep elini uzatan örnek bir ülke olmustur. Tüm bunları yıllardır uygulamakta olan bir ülke bahsettiğiniz sisteme geçişte zorlanmayacak bilakis örnek teşkil edecektir.

Bu konuda sizin düşünceniz nedir?

Kesinlikle! Bu bizim yaptığımız yardımlar yeni bişey değil zaten bizim genetik kodumuzda var olan şeyler . Ecdat 1492'de İspanya'dan kaçan Musevilere kapılarını açan tek ülke olmuştur. Polonya'da ki baskıdan kaçan polonyalılar Türkiye'ye sığınmışlar ve İstanbul'da "Polonezköy" diye bir semt oluşturmuşlar.

Iran'dan kaçan Humeyni önce Türkiye 'ye geldi sonrası Paris'e gitti.

Ve yine Saddam'ın gaz ve kimyasal silahla öldürmeye kalktığı milyonlarca kürt Türkiye'ye sığındı.

Biz Haiti de deprem oldu yanı başında ki Amerika'nın Kızıl Haç'dan evvel Türkiye'nin Kızılay'ı oraya yardıma gidip yardım götürdü.

"Bizler hiçbir zaman dil,din,ırk,milliyet ayrımı yapmadan ihtiyacı olan herkese nasıl koşuyorsak,artık herkesin herkese koşmasının vakti geldi."

Siz Avrupa Birliği Bakanı ve aynı zamanda Başmüzakereci görevi yapmış birisiniz.

Avrupa birliği tecrubeleriniz doğrultusunda sizce, Kovid-19 sonrası Avrupa daha mı demokratik bir sürece ayrılır? Yoksa faşizm ve aşırı sağ artarmı?

Şu an Avrupa'da milliyetçiliğin arttığını görüyoruz. Bütün o tek devlet,tek sınır,tek çatı serbest dolaşım hepsi yerle bir oldu. Ülkeler kendi derdine düştü. Önce can sonra canan demeye başladılar. Bu gidişat maalesef iyi bir gidişat değil. Fakat bu aynı zamanda Avrupa  birliği mekanizmasının da gözden geçmesinin vaktinin geldiğini göstermiş oldu.

Avrupa birliği şu an bu sürecin sonunda daha fazla ulus devletlerin öne çıktığı,ulus devletlerinin çıkarlarının korunduğu bir sürece doğru gidiyor.

Bunu aşmanın çareside aslında ulus devletlerine daha fazla yetki vermek,AB birliğinde ki her karar için oy birliği arama şartından vazgeçmek,sadece ulus devletlere değil yerel bölgesel yönetimlere de daha fazla söz ve imkan tanınması gerekecek.

"Avrupa Birliğinin artık vizyoner liderlere ihtıyacı var"

AB ne olursa olsun insanlık tarihinin en kapsamlı barış mücizi dir. O nedenle AB bitmemeli böyle bir talebimizde olmamalı ama Avrupa birliğinin yapısı değişmeli Avrupa birliğinin içerisinde kurallar değişmeli ve farklı üyelik statüleri oluşmalı.

Ben bunu başından beri söylüyorum.Bazı ülkeler AB komisyonu parlamentosu "eurozone /schengen"  bölgesi içerisinde olmamayı tercih edebilir, ama bazıları bunun bir kısmında olup bir kısmında olmayı tercih edebilir. Örneğin İngiltere hepsinde vardı fakat Euro da yoktu o bile çok geldi çıkmak istedi.

İsviçre hiçbir zaman girmek istemedi, İzlanda ise birkaç defa niyetlenmesine rağmen vazgeçti. Norveç girmedi ama bu ülkeler bile Avrupa'nın birçok kuralını uyguluyor.

AB'nin de yapısal bir değişime gidip belki farklı üyelik statüleri geliştirmesi gerekir.

Bu Türkiye'de dahil yukarıda saymış olduğum ülkeler içinde bir avantaj.

Bu şu an AB içerisinde olup da zor şartlar içersinde olan İtalya gibi çıkmayı düşünen ve aynı zamanda kızgın olan toplumlar içinde bir alternatif olabilir.

"Biz sadece  önünde ki seçimden başka bir şeye odaklanamayan bir AB değil,tüm bu katı kurallarından vazgeçip artık düşünüp çözümler üreten bir AB görmek istiyoruz"

Avrupa birliğinin daha demokratik ve gerçekçi bir karar alma sürecine adapte olması gerekecektir.

AB aynı zamanda egemenliklerini tamamen teslim etmek istemeyen ancak aynı zamanda insanlık tarihinin en büyük barış projesinin bir parçası olmak isteyen ülkeler içinde farlı üyelik seçenekleri sunmalıdır.

Birleşmiş milletler daha kapsayıcı olmak zorunda kalacak ve daha fazla ulusun güvenlik konseyinde tam hukuki haklarla temsil edilme şansı olmalıdır.

Yeni dünya düzeni başlığı altında Sayın Büyükelçimiz ile gerçekleştirdiğimiz bu söyleşi, eminim ki benim gibi sizlerinde kafasında oluşacak yeni sistemi anlamaya hatta şekillendirmeye başlayacaktır.

Yeni dünya düzenin hakikatler doğrultusunda adalet,hakkaniyet ve merhamet duygularının ön plana çıktığı,sevgi ve hoş görünün hakım olduğu bir düzenle karşımıza çıkmasını diliyoruz.

Sevgilerimle,

Saadet Koral

Saadet@sonhaber.eu

YORUM EKLE