Hollanda'da demans (bunama) hastalarının sayısı artıyor. Türk demans hastalarının sayısı son on yılda üç kat arttı ve artmaya devam ediyor. Ancak birçok ailenin yaşadığı sorunların başında doğru bilgiye ulaşmak ve zamanında gerekli tedavilere başlamak geliyor. Demans hastalığının farkında olmayan birçok ailede ise hastalığın kendilerine çok uzak olduğu inancı hakim oluyor. 

Uzmanlara göre 2040'ta Türk ve Fas kökenli demans hastası sayısının şu anki sayının üç katına çıkacağı tahmin ediliyor. Bu durum, giderek daha fazla ailenin Alzaymır veya diğer bir demans türüne sahip bir eş veya ebeveyne sahip olacağı anlamına geliyor. 

Geçtiğimiz yıl hem annesini hem de babasını kaybeden Güleç Işık-Dirim de zaman içerisinde her ikisinin hareketlerinin ve durumlarının farklılaştığını, belli bir zaman sonra ancak teşhis konması ile doğru tedaviye başlanabildiğini belirtiyor.

'Demans bize çok uzak bir hikayeydi' diyen Işık-Dirim yaşadıklarını tecrübeyi anlatarak diğer hasta yakınlarına yardımcı olmayı umut ediyor.

Güleç Işık-Dirim, Zwolle'de yaşıyor ve yıllarca her ikisi de farklı bir demans şekli olan ebeveynlerine baktı. Babada Parkinson ve Alzaymır ve annede vasküler demans vardı. Güleç, anne babası için en uygun bakımı almak için uğraştı, ancak bu her zaman kolay olmadı ve onların hastalığı gittikçe farklılaştı. Annesi ve babası geçen yıl kısa aralıklarla öldü.

"2009 yılında babama Parkinson teşhisi kondu. Bu teşhis, fiziksel şikayetlerinin, davranışlarının ve bir şeylerin yanlış gittiğinin nedenini açıklamış oldu. Evde bakım ayarladık, ancak ekstra yardıma rağmen, babam giderek daha bağımlı hale geldi. Bize daha yakın bir bakım evi bulduk. Böylece biz, daha kolay yardım edebilir ve evde bakım ile ebeveynlerimiz arasında kolayca bağlantı kurabilirdik."

Soru sormak ve bir günlük tutmak
Çocuklar bakım evinin ebeveynlerine iyi geleceğini ve huzur getireceğini düşünüyor, ancak babanın şikayetleri artıyor. "Babam iyice kendini kaybetti.  Bir şeylerin yolunda gitmediğini hissediyordu ve sık sık doktora gitmek istiyordu. Ev doktoru şikayetleri her zaman 'gerginlikle ilgili' olarak nitelendirdi. İşte o zaman gerçekten soru sormanız ve doktorla konuşmanız gerektiğini öğrendim." Sonunda, Güleç’in babası hastanedeki hafıza kliniğine sevk edilir ve 2012'de ileri Alzaymır teşhisi konur. Hastaneden aileye eşlik eden bir geriatri hemşiresi atanır.

"Bu arada, annemin durumu iyi gitmiyordu, gittikçe daha pasif hale geliyordu, sadece bir sandalyede oturup duruyordu. Babam evi ayakta tutuyordu. Geriatri hemşiresi, annemin davranışları hakkında bir ay boyunca bir günlük tutmayı önerdi, ben de yaptım. Tuttuğum günlük, hafıza kliniğine sevk için yeterliydi. Demans testlerinin annemle iyi uyuşmadığı ortaya çıktı, çünkü annem okuma yazma bilmiyordu. Ancak, muayeneler sonunda bir tür demans olan, vasküler demans olduğu ortaya çıktı. Bu durum bizim için yıkıcı oldu. Aniden demanslı iki ebeveynimiz olmuştu! Demans, o ana kadar bize çok uzak bir hikayeydi. Televizyonda bununla ilgili bir belgesel izlemiştim ama ne anlama geldiğini bilmiyordum. Teşhislerden sonra, demans hakkında daha fazla bilgi aramaya başladım. Neyse ki, geriatri hemşiresine de sorabilirdim. Hemşire, doğru bakım ve desteğin ayarlanmasına yardımcı oldu."

Uygun bir bakımevi aramak
Anne ve babanın şikayetleri hızla artmıştı ve bakımevindeki durumları kontrol edilemez hale geldi. Güleç: "Babam gece yarısı 'işe gitmek' için kalktığında annem onu durduramadı. Beni aradılar ve ben de bir arama organize edebildim. Daha sonra uygun bir ev aramak zorunda kaldık. Aile içinde, en iyi çözümün ne olduğu konusunda görüş farklılıkları vardı. Kardeşlerin bir kısmı Türkiye'de yaşıyor, bu yüzden Güleç bakımı  Hollanda'da yaşayan kız kardeşi ve erkek kardeşiyle birlikte yapıyor.  "Altı çocuktan hiçbirinin ebeveynlerimizi evlerine almak istememesi, Türk toplumumuzda yanlış anlaşılmalara neden oldu. Ama eğer bu mümkün olsaydı, elbette bunu yapardık.”

"Zwolle'de ailemin kendini evinde hissedeceği hiçbir şey yoktu. 'Burada yaşamaya gelirlerse, buraya uyum sağlayacaklar' dediler. Yalnız başa çıkmanız gereken bir savaştı. Sonunda Brabant'ta dil ve kültürün hiçbir engel olmadığı, Hollandalı, Türk, Faslı ve Iraklı hemşirelerin çalıştığı  bir bakım evi bulduk. Hatta göç geçmişi olan insanlar için ayrı bir departmanları bile vardı. Omuzlarımızdaki yük, bu şekilde hafifledi.”

"2015 yılında annemin o kadar çok tıbbi sorunu vardı ki ona daha yakın olmak istedik. Doktoruyla konuşmak için haftada üç kez Brabant'a gitmek mümkün değildi. Sonra Zwolle’de bir yer aramaya tekrar başladık. Neyse ki, karşılıklı anlayış gösteren ve çözüm odaklı, küçük ölçekli bir bakımevi bulduk. Ailem hoş karşılandı. Onların gelişi bakımevine güzellik katmıştı "Hollandalı yaşlı insanlarda da demans dil kaybına neden oluyor" dediler. Ailem, son yıllarını orada güzel geçirdi. Çünkü bu hastalıkta profesyonel ve özenli ilgi oldukça önemli. İslami bayramları ailemizle birlikte kutlayabileceğimiz özel bir alan bile ayrılıyordu."

Benim tavsiyem
"Benzer durumdaki gönüllü bakıcılar için tavsiyem: Takılıp kalmayın, örneğin bir doktordan yardım isteyin ve tabuyu yıkın. Bunu yalnız yapmak zorunda değilsiniz. Ama hepsinden önemlisi: güzel anları biriktirin. Eğer onların gözlerindeki pırıltıda kendinizi bulabiliyorsanız, babanızın veya annenizin artık adınızı bilmemesi önemli değil."

©Sonhaber.eu 

Haberlerimizi İnstagram hesabımızdan da takip edebilirsiniz.

WhatsAppta ücretsiz bültenimize abone olun, Hollanda ve diğer Avrupa ülkeleri gündeminden seçtiğimiz haberler her gün telefonunuza gelsin! Abone olmak için tıklayın

Sitemizde yayımlanan haberlerin her türlü hakkı SONHABER.eu’ya aittir. Haberin linki kaynak olarak gösterilmeden alınan haberler için hukuki işlem başlatılacaktır.

Editör: Aslı Onuş