Hollanda’da burkini giydiği gerekçesiyle sauna ve wellness tesisinden çıkarılan Müslüman kadın, İnsan Hakları Kurulu tarafından haklı bulundu. Kurul, Zwaluwhoeve’nin vücudu tamamen kapatan yüzme kıyafetlerini yasaklamasının, dini inancı gereği burkini giyen Müslüman kadınlara yönelik dolaylı ayrımcılık oluşturduğuna karar verdi.

Kurulun 17 Eylül 2026 tarihli kararında, işletmenin yasağı sağlık, güvenlik ve hijyen gerekçeleriyle savunduğu ancak burkini kullanımının bu alanlarda somut bir risk oluşturduğunu yeterince ortaya koyamadığı belirtildi.

Burkini nedeniyle tesisten çıkarıldı
Karara konu olay 22 Haziran 2025’te, Gelderland eyaletindeki Harderwijk yakınlarında bulunan Zwaluwhoeve adlı sauna ve wellness tesisinde yaşandı.

Ailesiyle birlikte Zwaluwhoeve’ye giden kadın, dini inancı gereği burkini giyiyordu. Tesiste o gün ziyaretçilerin mayo ve benzeri yüzme kıyafetleriyle girişine izin verildiği belirtildi.

Burkiniyle yaklaşık dört saat tesiste kalan kadının yanına gelen bir çalışan, kıyafetinin işletme kurallarına aykırı olduğunu belirterek tesisten ayrılmasını istedi.

Kadın, olayın ardından ayrımcılıkla mücadele kuruluşu Discriminatie.nl’den yardım istedi. Kuruluş, Zwaluwhoeve’ye gönderdiği yazıda kadının burkini giydiği için tesisten çıkarılmasının ayrımcılık oluşturabileceğini bildirdi. Kadın daha sonra Hollanda İnsan Hakları Kuruluna başvurdu.

İşletme sağlık, güvenlik ve hijyeni gerekçe gösterdi
Zwaluwhoeve yönetimi, burkini yasağının dini inançla ilgisi olmadığını ve vücudu tamamen kapatan yüzme kıyafetlerinin tüm ziyaretçiler için yasak olduğunu savundu.

İşletme, yasağın sağlık, güvenlik ve hijyen gerekçelerine dayandığını belirtti. Yönetim, saunada vücudu tamamen kapatan kıyafetlerin vücudun yeterince serinlemesini engelleyebileceğini ve aşırı ısınma riskine yol açabileceğini öne sürdü. Daha fazla kıyafet giyilmesinin terleme ve bakteri oluşumu nedeniyle hijyen açısından sorun yaratabileceği de savunuldu.

Hollanda İnsan Hakları Kurulu ise işletmenin bu gerekçelerini yeterli bulmadı. Kurul, burkini kullanımının sağlık veya güvenlik açısından somut bir tehlike oluşturduğunun ortaya konulamadığını belirtti.

Kararda, Zwaluwhoeve yönetiminin duruşma sırasında burkini giyen bir kişinin gerekli önlemleri alarak vücudunu yeterince serinletebileceğini kabul ettiğine de yer verildi.

Hijyen gerekçesi de yeterli bulunmadı
Kurul, işletmenin hijyen gerekçesini de yeterli bulmadı. Kararda, yüzme kıyafetlerinde kullanılan kumaştan üretilen giysiler arasında hijyen açısından fark olmadığını gösteren araştırmalara dikkat çekildi.

Hollanda Halk Sağlığı ve Çevre Enstitüsünün sauna, wellness tesisi ve yüzme havuzlarına ilişkin hijyen yönergesinde de burkininin veya yüzme kumaşından üretilen vücudu kapatan kıyafetlerin hijyen riski oluşturduğuna ilişkin bir hüküm bulunmadığı belirtildi.

Avrupa Merkez Bankası'ndan vatandaşlara evde nakit bulundurun uyarısı
Avrupa Merkez Bankası'ndan vatandaşlara evde nakit bulundurun uyarısı
İçeriği Görüntüle

Kurul ayrıca Hollanda’daki diğer bazı saunaların burkini kullanımına izin verdiğine dikkat çekti. Tüm bu değerlendirmelerin ardından işletmenin sağlık, güvenlik ve hijyen gerekçelerinin burkini yasağı için yeterli olmadığı sonucuna varıldı.

Kurul dolaylı ayrımcılık tespit etti
İnsan Hakları Kurulu, Zwaluwhoeve’nin vücudu tamamen kapatan yüzme kıyafetlerine yönelik yasağının tüm ziyaretçiler için geçerli olduğunu ancak bu kuraldan dini inancı gereği burkini giyen Müslüman kadınların özellikle etkilendiğini belirledi.

Kurul, din ve cinsiyetin birlikte rol oynadığı bu durumu “kesişimsel ayrımcılık” olarak değerlendirdi. Zwaluwhoeve’nin kadından burkini giydiği için tesisten ayrılmasını istemesinin din ve cinsiyet temelinde yasaklanmış dolaylı ayrımcılık oluşturduğuna karar verildi.

Kadının, kendisini tesisten çıkaran çalışanın ayrımcı davrandığı yönündeki ayrı şikâyeti ise kabul edilmedi. Kurul, çalışanın kadına dini inancı veya cinsiyeti nedeniyle aşağılayıcı ya da küçük düşürücü şekilde davrandığının ortaya konulamadığını belirtti.

İnsan Hakları Kurulunun kararları bağlayıcı değil
Hollanda İnsan Hakları Kurulunun kararlarının doğrudan hukuki bağlayıcılığı bulunmuyor.

NOS’un aktardığına göre Kurul, ayrımcılık tespit edilen kararların yüzde 80’den fazlasında özür dilenmesi veya ilgili uygulamanın değiştirilmesi gibi adımlar atıldığını belirtiyor.

Zwaluwhoeve yönetimi ise kararın ardından henüz kamuoyuna açıklama yapmadı.
©Sonhaber.eu

Fotoğraf: Yapay zeka