Haberlerimizi İnstagram , TikTok ve Youtube hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.
Hollandalılar sessizce haftada dört gün çalışma modelini benimsedi. Peki bu sistemin etkileri ne oldu ve uzun vadede sürdürülebilir mi? BBC Türkçe, bu sorulardan yola çıkarak Hollanda’daki uygulamayı ve dünya genelindeki yankılarını mercek altına aldı.
BBC Türkçe’nin haberine göre haftada dört gün çalışmak Hollanda’da uzun süredir yaygın bir uygulama olarak sürdürülüyor. Ülkede birçok büyük şirket bu modele geçmiş durumda. Hollanda’nın en büyük sendikası FNV ise uygulamanın resmi politika haline getirilmesi için hükümet nezdinde lobi faaliyetlerini sürdürüyor. Öte yandan Hollandalı çalışanların çalışma saatlerinin azaltılmasını talep etmesi zaten yasal bir hak olarak düzenlenmiş durumda.
Hollandalı yazılım şirketi Nmbrs’nin insan kaynakları müdürü Marieke Pepers, uygulamanın çalışanlar üzerindeki etkisini şu sözlerle anlatıyor: “Zihnimizi boşaltmak için zamana ihtiyacımız var. En iyi fikirleri köpeğimi gezdirirken buluyorum.” Pepers her hafta cuma günleri izin yaptığını belirterek, “Kimse benden bir şey beklemiyor. Daha iyi bir durumdayım ve şirket de öyle” diyor. Şirket, dört günlük mesaiye geçilmesinin ardından personel hastalıklarının azaldığını ve işe bağlılığın arttığını bildiriyor.
Ancak Pepers, sürecin başlangıçta kolay olmadığını da vurguluyor. “Yatırımcıları ikna etmemiz gerekiyordu. Çalışanlarımız da ilk başta şüpheciydi; ‘Zaten işimi beş günde bile bitiremiyorum’ diyorlardı. Bazıları baskı hissetti. Bu nedenle önceliklendirme konusunda daha disiplinli olduk, toplantı sayısını azalttık” ifadelerini kullanıyor.
Hollandalılar haftada ortalama 32,1 saat çalışıyor
Hollanda’nın fiilen dört günlük çalışma modeline yaklaşmış olması uluslararası alanda da dikkat çekiyor. Hollandalılar haftada ortalama 32,1 saat çalışıyor. Bu oran Avrupa Birliği ortalaması olan 36 saatin oldukça altında ve AB ülkeleri arasında en düşük seviyede.
Buna karşın Hollanda, kişi başına düşen Gayri Safi Yurtiçi Hasıla bakımından hem Avrupa’da hem de OECD ülkeleri arasında üst sıralarda yer almayı sürdürüyor. Bu durum, zengin ülkelerin rekabetçi kalabilmek için uzun çalışma saatlerine ihtiyaç duyduğu yönündeki yaygın varsayıma meydan okuyor. Ancak uzmanlara göre tablo tek boyutlu değil.
OECD: Verimlilik artışı sınırlı
OECD’nin Hollanda masasından ekonomist Daniela Glocker, “Hollanda’nın yüksek verimliliğe sahip olduğu ve daha az saat çalıştığı doğru; ancak son 15 yılda verimlilik artışının sınırlı kaldığını görüyoruz” diyor. Glocker’e göre yaşam kalitesinin korunabilmesi için ya üretkenliğin artırılması ya da iş gücü arzının genişletilmesi gerekiyor.
Ekonomist Nicolas Gonne ise “Hollandalılar zengin ve daha az çalışıyorlar; ancak bunun ne kadar sürdürülebilir olduğu sorusu açık” değerlendirmesinde bulunuyor. Gonne’a göre azalan iş gücü karşısında uzun vadede iş gücü arzının artırılması kaçınılmaz hale gelebilir.
Hollanda’da yarı zamanlı çalışma yaygın
Hollanda, OECD ülkeleri arasında en yüksek yarı zamanlı çalışma oranına sahip ülke konumunda. İş gücünün yaklaşık yarısı tam zamanlı çalışmıyor. Hükümet verilerine göre her dört kadından üçü ve her dört erkekten biri haftada 35 saatten az çalışıyor.
Kadın istihdam oranı yüksek olmasına rağmen, Hollandalı kadınların yarısından fazlası yarı zamanlı çalışıyor. Bu oran OECD ortalamasının yaklaşık üç katı. Uygun fiyatlı çocuk bakımına erişimde yaşanan sorunlar, yüksek gelir vergisi oranları ve karmaşık sosyal yardım sistemi özellikle haneye ikinci geliri getiren kişilerin daha uzun saatler çalışmasını caydırabiliyor.
Hollanda İstatistik Ofisi’nden (CBS) Peter Hein van Mulligen, toplumda kökleşmiş geleneksel rol algılarına dikkat çekiyor. 2024 yılında yapılan bir araştırmaya göre her üç kişiden biri, üç yaş altı çocuğu olan annelerin haftada bir günden fazla çalışmaması gerektiğini düşünüyor. Katılımcıların yaklaşık yüzde 80’i annelerin haftada en fazla üç gün çalışması gerektiğini savunuyor. Babalar için bu oranlar sırasıyla yüzde 5 ve yüzde 29 seviyesinde.
Sendikalar: Daha az çalışma, daha yüksek bağlılık
FNV sendikasından Yvette Becker, haftada dört gün çalışmanın cinsiyetler arası eşitsizliğin azaltılmasına katkı sağlayabileceğini savunuyor. Becker’e göre daha az devamsızlık ve daha yüksek üretkenlik elde edilebilir; ayrıca tamamen iş gücünden çekilebilecek kişilerin sistem içinde kalması mümkün olabilir.
Amsterdam merkezli küçük işletme Positivity Branding’in kurucularından Bert de Wit ise dört günlük çalışmanın özellikle eğitim ve sağlık gibi personel sıkıntısı yaşanan sektörlerde meslekleri daha cazip hale getirebileceğini belirtiyor. De Wit, “Bu meslekleri daha çekici kılmanın ve üretkenliği artırmanın bir yolu olabilir” diyor.
Şirketin kurucu ortağı Gavin Arm ise tartışmayı şu sözlerle özetliyor: “Daha mutlu musunuz? Hayatınızdan daha fazla zevk alıyor musunuz? İşte bütün mesele bu.”
©Sonhaber.eu




