Hollanda’nın Bergen op Zoom kentinde yerel siyasette görev alan 27 yaşındaki Alperen Yılmaz, özellikle sosyal medyada kendisine yönelik ırkçı, kökeni ve kimliği hedef alan hakaretler nedeniyle suç duyurusunda bulundu. Yaşadıklarını Sonhaber.eu’ya anlatan Yılmaz, “Bu artık siyasi eleştiri değil, doğrudan kişiye yönelik hedef göstermedir” dedi.

Hollanda’nın Bergen op Zoom Belediye Meclisi üyesi Alperen Yılmaz, sosyal medya üzerinden hakaret ve aşağılayıcı ifadelerle hedef alındığını, özellikle kökeni üzerinden saldırılara maruz kaldığını belirtti. Yaşananların siyasi eleştiri sınırlarını aştığını söyleyen Yılmaz, Sonhaber.eu’ya yaptığı açıklamada doğrudan şahsına ve kimliğine yönelik saldırılarla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Polise suç duyurusunda bulunduğunu belirtti.

Henüz 22 yaşındayken belediye meclis üyeliğine seçilen ve geçtiğimiz mart ayında tercihli oylarla yeniden meclise girmeye hak kazanan Yılmaz, özellikle son aylarda Bergen op Zoom’da ve Hollanda genelinde toplumsal atmosferin belirgin şekilde değişmeye başladığını dile getirdi.

“Bu artık siyasi eleştiri değil”
Yaşananların ardından sessiz kalmamaya karar verdiğini belirten Yılmaz, demokratik toplumlarda siyasi eleştirinin doğal olduğunu ancak son dönemde yaşananların farklı bir boyuta taşındığını savundu.

Yılmaz, “Siyasette eleştiri olur, buna her zaman açığım. İnsanlar fikirlerimi eleştirebilir, siyasi çizgimi beğenmeyebilir. Buna saygı duyarım. Ancak bir noktadan sonra artık fikirleriniz değil, kim olduğunuz hedef alınmaya başlanıyor. İsminiz, kökeniniz ve değerleriniz üzerinden konuşuluyor. Benim için kırılma noktası da bu oldu” ifadelerini kullandı.

Yılmaz, özellikle son aylarda göçmen kökenli insanlara ve farklı kültürel geçmişe sahip bireylere yönelik daha sert ve dışlayıcı bir dilin kullanılmaya başlandığını söyledi.

Sosyal medyadaki paylaşımları örnek gösteren Yılmaz, “Göçmen kökenli insanlara karşı daha dışlayıcı ve sert bir dil kullanıldığını görüyoruz. İnsanlar artık çok daha rahat şekilde ötekileştiriliyor” dedi.

“Ben ayrımcılığa uğradığıma inanmazdım”
Yaşadıklarının kendisinde önemli bir farkındalık yarattığını belirten genç siyasetçi, uzun yıllar ayrımcılığın kendisini etkilemeyeceğini düşündüğünü söyledi.

Yılmaz, “Dürüst olmak gerekirse ben uzun yıllar boyunca ayrımcılığın bana dokunacağını düşünmezdim. Hatta bazen insanların bunu fazla büyüttüğünü düşündüğüm zamanlar oldu. Ancak son dönemde yaşadıklarım bana bazı insanların sizi yalnızca soyadınız, kökeniniz veya kimliğiniz üzerinden değerlendirebildiğini açıkça gösterdi” dedi.

Yılmaz, yaşananların ardından polise verdiği ifadede çevresindeki kişilerin güvenliği konusunda da endişe duyduğunu belirterek, “Bir belediye meclis üyesinin görevini yaparken güvenlik kaygısı yaşamaması gerekir. Ancak bir noktadan sonra ister istemez düşünmeye başlıyorsunuz. Çünkü mesele siyaset olmaktan çıkıp kişisel hale geliyor” ifadelerini kullandı.

“Burada doğdum ve büyüdüm, ama kimliğimi bırakmadım”
1999 yılında Hollanda’da doğup büyüyen Alperen Yılmaz, kendisini hem yaşadığı toplumun bir parçası hem de Türk kültürünün taşıyıcısı olarak gördüğünü söyledi.

“Ben burada doğdum, burada büyüdüm, burada eğitim aldım ve bugün halkın oylarıyla seçilmiş bir belediye meclis üyesiyim.” Diyen Yılmaz “Bergen op Zoom benim şehrim, Hollanda benim ülkem. Ama aynı zamanda Türk kökenliyim ve bununla gurur duyuyorum. Kültürümü ve ailemin bana öğrettiği değerleri hiçbir zaman geride bırakmadım.” ifadelerini kullandı.

Yılmaz’a göre topluma uyum sağlamak, kişinin kendi kimliğinden vazgeçmesi anlamına gelmemeli.

Yılmaz, insanların yaşadığı ülkeye katkı sağlarken kendi kültürünü, değerlerini ve kimliğini de koruyabileceğini belirterek, “Ben hiçbir zaman birini seçmek zorunda olduğumu düşünmedim” dedi.

“Son dönemde yaşananlar yalnızca tesadüf değil”

Alperen Yılmaz 01
Yılmaz, yaşadığı olayın tek başına değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek Bergen op Zoom’da son dönemde yaşanan bazı gelişmelerin endişe verici olduğunu söyledi.

Kısa süre önce bir İslam okulunun ayrımcı yazılarla hedef alındığına değinen Yılmaz, “Bunun yanında Fas kökenli Müslümanların ibadet ettiği cami de kısa süre içinde iki kez nefret saldırısına uğradı. Bunlar toplum adına üzerinde durulması gereken gelişmelerdir” dedi.

Yılmaz’a göre bu gelişmeler, toplumdaki sertleşmenin yalnızca sosyal medya ile sınırlı olmadığını gösteriyor. İnsanların kökenleri nedeniyle hedef gösterildiğini belirten Yılmaz, eğitim kurumları ile ibadet yerlerinin de saldırıya uğradığına dikkat çekti.

“Bir tarafta insanlar kökenleri nedeniyle sosyal medyada hedef gösteriliyor. Diğer tarafta eğitim kurumları ve ibadet yerleri saldırıya uğruyor. Bunları birbirinden bağımsız değerlendirmek doğru olmaz.”

Hollanda’da üç günlük yağışın ardından sıcaklık 25 dereceye çıkacak
Hollanda’da üç günlük yağışın ardından sıcaklık 25 dereceye çıkacak
İçeriği Görüntüle

“Türk toplumuna yönelik önyargıları kırmak istedim”
Yaklaşık beş yıldır yerel siyasette aktif rol alan Yılmaz, belediye meclisindeki varlığının Hollanda’daki Türk toplumuna yönelik önyargıların kırılması açısından önemli olduğunu düşündüğünü ifade etti.

“Ben siyasete girdiğim günden bu yana yalnızca kendim için değil, toplum adına da sorumluluk hissettim” diyen Yılmaz, “İnsanların Hollanda’daki Türk toplumunu daha yakından tanımasını istedim. Çünkü bizim toplumumuz aile bağlarına, saygıya, dayanışmaya ve yaşadığı ülkeye katkı sunmaya önem verir” dedi.

Genç siyasetçiye göre Hollanda’daki Türk toplumu uzun yıllardır çoğu zaman siyasi tartışmalar üzerinden değerlendirildi.

Yılmaz, “Ben her zaman şunu göstermeye çalıştım: İnsan hem Türk kimliğini koruyabilir hem de yaşadığı ülkeye katkı sağlayabilir. Belediye meclisinde görev almak, mahalleler için çalışmak, gençlerle ilgilenmek ve sorumluluk üstlenmek bunun bir göstergesidir” ifadelerini kullandı.

“Mesele yalnızca Alperen Yılmaz değil”
Sözlerini güçlü bir mesajla tamamlayan Yılmaz, yaşananların yalnızca kendi şahsıyla ilgili görülmemesi gerektiğini vurguladı ve son olarak şunları söyledi:
“Bugün hedef ben olabilirim. Ancak mesele yalnızca Alperen Yılmaz değil. İnsanların isimleri, kökenleri veya kimlikleri nedeniyle hedef gösterilmesi normalleşirse, yarın başka kişiler de aynı durumla karşı karşıya kalabilir.
Ben korku siyasetine değil, birlikte yaşama kültürüne inanıyorum. Bergen op Zoom’un insanların birbirini dışladığı değil, birbirini anladığı bir şehir olarak kalmasını istiyorum. Çünkü bir toplumun gücü, farklılıklarına rağmen birlikte yaşayabilmesidir.”
©Sonhaber.eu