Her Başarılı Kadının Arkasında Kendisi Vardır, Erkeğin ise KADIN

Yeryüzü sadece kendisi kadar hassas olan kadına itaat eder. Sadece bizim ona emrederek enerjisini bilinçli bir şekilde içimize çekmemizi ve bu farkındalıkla bizimle varolmayı beklemektedir.

Çünkü kadın yaratım itibari ile sadece kendi kodunu değil hem erkeğin hemde evrende yaratılan herşeyin kodunu taşımaktadır. İşte bu yüzden sadece yaratım gücüne sahip olmayıp evrende yaratılmış herşey ile uyum içindedir ve gücünü sevgisiyle beslediği evrenden alır.

Böylesine mükemmel  donanıma sahip son yaratım olan kadına yeryüzü şöyle seslenir; haydi kalk gel birlikte varolalım,çünkü beni sadece sen koruyabilirsin!

Değerli okurlarım bir önceki yazımda bahsettiğim gibi ilk söyleşimi yaptım.
Pozitif bir ayrımcılık yaparak bir KADIN olmasını önemli buldum.

Hollanda toplumunda güzel çalışmalar yapmış ve hala yapmakta olan benimde çok takdir ettiğim bir isim.
 
Adınızın geçtiği heryerde insanların yüzlerinde tebessüm oluşturmayı başarabildiyseniz şayet, doğru ilerliyorsunuz demektir.
 
Kendisi iş hayatında ve aktif siyasette de rol aldı. Bu zaman zarfında sadece siyaset yapmadı yaptığı işi insanlara sevdirmeyi de başardı.
 
Mütevaziliği ve sağduyuyla herkesin gönlünde güzel bir yere gelebilmeyi başarmış bu güçlü kadını tanımak için sabırsızlandığınızı biliyorum.
 
Başlıyoruzzz...


 
60’lı yıllarda Türkiye'den Hollanda'ya çalışmak için gelen işçi bir ailenin mutlu çocuğu olarak, Türk'lerin yoğun yaşadığı Hollanda'nın Deventer şehrinde  1975 Şubat ayında dünya ya gözlerini açtı.Sıcacık bir ortam,sevgi dolu bir ailede büyüdüm ve bu yüzden kendimi çok şanslı hissediyorum diyor Huri Şahin.
 
Erken yaşta hayata atılması ise ona farklı bir güç katmış. Okulu ve ailesi ile ilgili tek başına almış olduğu tüm kararlar,sorumluluklar onu daha çok olgunlaştırdı ve hayata daha farklı açılardan bakmayı öğretti.işte bu sorumluluk duygusunu üstlendiğinizde sadece zor şartlarda yaşayan insanları dinlemeyi anlamayı değil,onlarla empati kurabilmeyi de öğreniyorsunuz.

Huri hanım,siz ikinci nesil olarak bu ülke de doğdunuz büyüdünüz. Doğup büyüdüğünüz çevrede siz kendinizi yabancı bir çocuk olarak hissettiniz mi?
Bu soruyu önemli buluyorum çünkü söyleşinin devamında gündemi, yükselen ırkçılığı ve entegrasyonu da değerlendireceğiz. Daha önceki yıllar da nasıldı?

Hiçbir zaman yabancı olmayı ne çevrem ne de okuduğum okulda bir eksiklik olarak hissetmedim. Okuduğum okulda öğretmenlerim tarafından hep sevildim. Bilmiyorum belkide çok şanslı bir çocuktum ben. Aslında benim ayrımcılıkla ilgili ilk tecrübem 11 Eylül 2001 yılından sonra oldu.Daha önce farklı yerleşim yerlerinde yaşamama rağmen yabancı,Türk veya müslüman olmanın bir eksiklik veya zorunluluksu birşey olduğunu asla hissetmedim.

Ben Huri hanım'a baktığımda kendisini üç farklı kategori de değerlendiriyorum.
Birincisi iş hayatına atılana kadar olan dönem. İkinci karegori işten siyasete geçiş dönemi. Son olarak da siyaseti bırakıp tamamen farklı bir alanda varolma! 

İş hayatından başlayalım mı?

Henüz daha eğitimimi tamamlamadan 24 yaşında bir hukuk öğrencisi olduğum halde yeni taşınmış olduğumuz Den Haag şehrine danıştay başkanının yanında sekreter olarak işe alındım. Hem çalışıp hem eğitimime devam etmek çok kolay olmadı tabiki.

Danıştay başkanının yanında dolu dolu geçen 6 yıl beni hayata öyle güzel hazırladı ki, yaşamım boyunca onun yanında öğrendiklerim,o müthiş tecrübeler hep işe yaramıştır.

Özellikle kamu yönetimi ve siyaset hakkında bana öğrettikleri asla küçümsenemez.

Kendisi ile hala görüşür ve bu değerli insanı hep şu sözlerle hatırlarım;"Huri, senin yabancı kökenli biri olman büyük bir avantaj.Senin değişik ve farklı bir bakış açın olduğu için bu yazdıklarımı okumanı önemsiyorum".
Bende kendisini hep minnetle anacağım.

Siyaset hayatınızda büyük bir adım veya dönüm noktası olmuştur diye düşünüyorum.
Bu nasıl başladı ? Sizi siyasete iten ne oldu?

2002 yılında Pim Fortuyn  öldürülmesi olayının yaşanmasıyla sağ partiler de başlayan yükseliş yabancı  düşmanlığını da beraberinde getirdi.

Kendime şu soruyu sordum.

Tüm bu yaşanan gelişmeler karşısında dışardan izlemek yerine nasıl bir sorumluluk alabilir bu arena ya nasıl dahil olabilirim diye düşündüm. Bulunduğum şehrin belediyesinde meclis üyesi olma fikri hiç de fena bir fikir değildi.
Bir gün üyesi  olduğum partiden Hollanda İşçi Partisi(Partij van de Arbeid)'den yerel yönetimde aktif çalışmak ister misiniz diye bir davetiye aldım ve o programa katıldım aynı zamanda müracaatımı  da yaptım.

Ertesi gün aldığım telefon beni çok heyecanlandırdı.

Belediye meclisinde 6 sandalyesi olan partim beni 6.sıraya aldı ve 2002 seçimleri ile birlikte aktif siyasete başladım. 2006 yılında Işçi Partisi çok popülerdi ve sandalye sayısı 10 a çıkmıştı. Tam 10 yıl Zoetermeer belediyesin de meclis üyeliği yaptım.

Daha sonra partimin yönetiminin vizyon değiştirmesi ve entegrasyon hakkında almış olduğu bir karar parti içi tartışmaya sebep oldu ve ben artık kendimi o partiye ait hissetmedim. Orada ki bir cümle beni çok rahatsız etti. Bunu kabul edemezdim.
İlkelerime sadık kaldığım için siyaseti bırakmadım partimden ayrıldım.

Sizi bir partiden ayrılmaya kadar iten bu cümleyi bende çok merak ettim. 
Eminim okuyucularım da bu yazıyı okurken aynı kanaatte olacaktır.
Paylaşmak ister misiniz? Hala aklınızda mı?

Beni rahatsız eden cümle; "Biz ve önceki nesiller bu ülkeyi kalkındırdık,zenginleştirip refah bir seviyeye getirdik. ‘Onların (yabancı kökenli insanların gelmesiyle) kendimizi kendi mahallemizde evimizde hissetmiyoruz". 
Baktım kı Hollandada kabul görmek için jenerasyonları beklemek gerekiyor. Bizim ailelerimiz ilk jenerasyon olduğu için kabul görülmüyor galiba diye düşündüm. Fakat günümüzde de farklı açılardan aynı problemleri yaşıyoruz maalesef.

Siyasi parti seçimi kolay değil sizin düşüncelerinize yüzde yüz uyan bir parti bulmak imkansız . Tüm dünya da bu böyle dir.
O dönem kendime en yakın Parti (GroenLinks) Yeşiller Parti'sini gördüm.
Yeşiller Partisi'nin ilkeleri ve özellikle hala takdir ettiğim Femke Halsema o dönem parti genel başkanının iyi bir kadın siyasetçi olması beni pozitif anlamda etkiledi.

Peki o dönemler İşçi Partisi Belediyelerde çok güçlü idi. Siz Yeşiller Partisi'ne geçerek risk almadınız mı? Olası seçimlerde kaybetme ihtimaliniz çok daha fazla. Siyaset denilince en çok dikkatimizi çeken husus, koltuğu kaybetmemek için sıfır riskle ilerlemeyi uygun gören siyasetçilerimiz olmuştur.  Biz buna alışkınız:)

Riskli bir adımdı evet.  Fakat entegrasyon konusunda söylenen bir cümle beni bu şekilde atağa geçirdi. Orada kalamazdım. Çünkü bahsettiğim gibi çıktığım parti 10 sandalye,Yeşiller Partisi'nin ise sadece 1 sandalyesi vardı. Listeden çıktım ve Partim beni liste başı olarak 1. sıradan tekrar listeye aldı.
 
2010-2012 yılları arası Yeşiller Partisinde meclis üyeliği yaptım.

2 yıl ara verdiğim dönem ProDemos'a geçtim.

ProDemos çatısı altında yapmış olduğum çok çeşitli proje ve çalışma var. Aktif bir şekilde kurslar verdim. Tüm siyasi tecrubelerimi eğitim yoluyla insanlara öğretmeye onlara yaptığım işi sevdirmeye  çalıştım.

Ben inanıyorum ki siz insanlara siyasetin nasıl işleyişini anlatırsanız insanlar siyaseti severler.
En son geçen yıl Kasım ayında Den Haag da yaşayan vatandaşlara kurs verdim.
Orada ki en dikkatimi çeken şey eğitimin başında katılımcılara siyasette aktif olmak istermisiniz? Hanginiz belediye de meclis üyesi olmak ister? Sorusuna sadece 1 kadın olumlu cevap vermişti.Kurs bittikten sonra 30 kişilik bir grup dan sadece 1 kişi hayır dedi.
Bu bir aşamadı . O nedenle siyasetçilerin tecrubelerini paylaşması ve insanları siyaset hakkında doğru bilgilendirmesi önemli.

Benimle birlikte tüm Hollanda sizi 2014 eyalet seçimleriyle tanıdı. Türk asıllı bir siyasetçi ve partisinin liste başı olarak seçime girdiniz. 2014 seçimlerine Yeşiller Partisi'nin çok da popüler bir parti olmamasına rağmen aldığınız oy ile gündeme damgasını vuran en önemli isimlerden biri siz diniz. Sizin bu başarınız tüm kadınlar için çok önemli bir adımdı.Kadınlarımıza güç verdiniz. Bu başarının bir sırrı olmalı. 

Siyasette başarı nedir sizce?

2015 de gercekleşen eyalet seçimleri için partime müracaat ettiğimde bana hangi sırada yer almak isteğimi sordular.Bu benim için yeni ve farklı bir görevdi. Eyalet siyasetinde tecrübem olmadığından ikinci sıradan itibaren listede yer almak istediğimi söyleyince,"biz seni aslında birinci sırada görmek istiyoruz dediler". Bu geri dönüşüm beni inanılmaz mutlu etti.

Büyük oğlum aynı zamanda da birçok konuyu kendisiyle danıştığım için ona danışmanım diyorum. Bu kararı onunla paylaşınca anne neden öyle bişey dedin tabiki birinci sıradan girmelisin, ben senin başaracağına inanıyorum! dedi.

Partimin üyelerinin destegiyle Liste başı olarak seçime girdim.

Bu arada sizde çok destek verdiniz,şahsınıza da ayrıca teşekkür ediyorum.
 
O dönemler Yeşiller Partisi bir çöküş içersinden yeni çıkıyordu.

2012 de ki seçimlerde 4 sandalye zor alabilmişlerdi. O nedenle benim için de ağır bir yüktü. Ne olacak acaba? Liste başı olunca bu parti sandalyelerine sahip kalabilecek mi? Kafamda deli sorular.

Güney Hollanda eyaleti çok önemlidir.Bir senato için burada ki bir il meclis üyesinin oyu çok kuvvetli ve senatodaki milletvekili sayısını belirler.

Başarılı  bir kampanya oldu.

Nasıl hazırlandığıma gelince, ben her zaman olduğum gibi görünmeyi tercih ettim. Siyaset insana dokunabilme sanatı dır. Eğer siz samimiyetle bu dokunuşu yapar o insanlara güven verebilirseniz anca o zaman başarılı olursunuz.
İnsanlarla sadece bir kez seçim kampanyasında oy istemek değil tekrar karşılaştığımda da yüzüm olması gerektiğinin bilincinde hareket ettim.

Dürüst bir siyasetçi kimliğim olsun istedim ve bu konuda taviz vermedim.

Eyalet secimleri 4 yılda bir yapılıyor. Fakat siz seçildiniz,3 yıl sonra eyaletten ayrıldınız.Belediye Başkan yardımcısı olarak başka bir görev aldınız.Fakat 7 ay gibi kısa bir süre sonra o görevide bıraktınız. 

Bu sizin seçiminiz miydi?

Bu tamamen benim seçimimdi. Partimin desteği,aday göstermesi,meclisin de oylaması sonucuyla Oegstgeest belediyesinde baskan yardımcısı olarak göreve başladım. 7 ay orada çalıştık tan sonra ayrılmak istedim. Az gelirli insanların aldıkları kira ve ev sayısı konusunda bir anlaşmazlık vardı. Bu konuda anlaşamadık ve ayrılmayı uygun gördüm.

Sıyaset konusunu kapatmadan önce çok önemli bir noktaya değinmek istiyorum. Bu soru Türk ve Hollanda toplumu içinde geçerli.
Kadın olarak siyasette ve çalışma hayatında önemli bir rol aldınız. 

Benim bu konuda ki gözlemim birçok kurum,parti ısrarla kadına verdikleri önemi vurgulayıp siyasette kadının mutlaka aktif olması gerektiği konusunda dikkat çekici çıkışlar yapıyor fakat bu hep sözde kalıyor.
Peki tüm bu çalışmalar esnasında bir kadın olarak zorluklarla karşılaştınız mı?
 
Toplumumuz da kadına siyasette yeterince yer açılmış mı?

Her iki toplum içinde bunu değerlendirdiğimiz de kadın siyasette malesef olması gereken yerde değil.
Bunun çeşitli nedenleri var. Siyasi partilerin işleyişin de kadın en üst sıralarda ve yeterince olmamasında ki sıkıntı,tüm bu mekanizmalar da kadınların güçleri fazla yok. Aslında kadınların birbirine daha fazla destek olması gerekiyor.
Bu konuyla ilgili kamu yönetim Danışma Kurulu üyesi olarak ‘kırmızı alarm’ (Code Rood voor de politieke participatie van vrouwen) diye biz yazı yazdım. 

Artık mutlaka bir kotanın olması gerektiğine inanıyorum.

Sayılara bakarsanız çok yavaş ilerliyor. 
Hollanda da ki düşünce; yüzde otuzlarla başlıyor zamanla yükselecek ve kendiliğinden düzelir di.
Fakat malesef yüzde otuzlar da kaldı ve bazı önemli siyasi görevlerde bu dahada düşük bir sayıda. Örneğin konuyla ilgili Belçika'nın güzel bir çalışması oldu. Belçika’da kota uygulandıktan sonra kadınların siyasetteki oranı arttı.

Bunun için Hollanda'da ki siyasi partilerin derin bir araştırma yapması gerekiyor ve yasal bir kotanın gerşekleşmesi gerekiyor. Bu yasal uygulama gecen yıl Hollanda meclisinde onaylandı ve 2021 yılından sonra borsada işlem gören şirketlerin yönetimleri için yürürlüğe geçmesi bekleniyor. Benim dileğim bu uygulama kamu yönetimi ve siyasi görevler icinde de gerçekleşmesi.

Ben kadınların siyasette çok başarılı olacaklarına inanıyorum ve onları her zaman destekliyorum.

Peki bu görevden sonra siyaseti bırakmış mı oldunuz? Şu an ne yapıyor Huri Şahin?

Rejiminin çerçevesini oluşturan Paris Anlaşması,
Uluslararası iklim değişikliği Paris anlaşmaları kapsamında iklim değişikliği konusunda Hollanda'nın da içinde bulunduğu bir anlaşma var, Klimaat akkoord.

Hollanda’daki Belediyelerim, Eyaletler ve su idare birimleri sürdürülebilir enerji konusunda birlikte stratejik bir plan yazmaları gerekiyor.Ben Güney Hollanda ve Zeeland da kurulan 8 enerji bölgelerinde bulunan belediye ve illere bu stratejik planı nasıl hazırlamaları gerektiği yönünde danışmanlık yapıyorum.

Kamu yönetimi açısından yenilikçi bir prosedür bu.

Normalde Devlet bir kanun hazırlar ve belediyelere bu kanun yürürlüğe gireceğini ve hazırlanmalarını söyler.
Şimdi ise yerel belediyeler il yönetimleri ve su idare birimleriyle birlikte bu çalışma planını hazırlayacak.
Hollanda şu an 30  enerji bölgeye ayrıldı.Bu enerji bölgeleri iklim değişikliği ve yenilenebilir enerji  planını kendileri yapacak. Bu plan 1 Hazıran  2020 de bize sunulacak.

2030 yılında belediye olarak nerede rüzgar trübünleri ve güneş panelleri olmasını istiyorsanız bu yönde yapılan çalışmalar sonucun bir plan hazırlanacak. Bunun çok da kolay olmayacağını düşünüyorum.Çünkü siyası anlamda büyük görüş farklılıkları var.

Kamu yönetimi kurulunda danışmansınız. Bunu biraz açabilir miyiz. Tam olarak bu kurumun görevi nedir? Kimler tarafından oluşturuluyor?

Sürdürülebilir iklim değişikliği projesi dışında farklı çalışmalar da yapıyor musunuz?

’Raad voor Openbaar Bestuur’ Hollanda'da hükümet ve Parlamentonun kamu yönetimi hakkında danışma kurulu. Bu kurum hükümete ve parlamentoya danışmanlık yapıyor.

Ben 2017 yılından itibaren bu danışma kurulunda üyeyim.

Buraya üye olabilmek için bir komisyonla görüşüyor kendileri uygun gördüğü takdirde içişleri bakanına tavsiye ediyorlar. Sonrasında Hollanda Kral'ının verdiği onayla oraya üye olarak atanıyorsunuz.
Değişik alanlarda kamu yönetimi içersinde çalışmalar  yapıyor aynı zamanda tavsiye  raporları hazırlıyoruz.

Örneğin şu an yapmış olduğumuz bir kaç çalışmadan bahsedeyim.

Hollanda da ki hukuk devleti ne durumda? Tehditler var mı yok mu? Hukuk devleti nasıl güçlenebilir?
Bunun dışında Hollanda daki yerel medyaların ciddi sorunları var. Yerel medyanın iyi olmaması yerel demokrasiyi ne kadar etkiliyor? Belediyelerden aldığımız duyumlara dayanarak bu konuda ciddi bir sorun olduğu anlaşılıyor. Tüm bu bahsettiğim konularla ilgili çalışmalar yapıyor bunları rapor halinde hükümete sunuyoruz.

Bu projeler beni inanılmaz heyecanlandırıyor. Her gün yeni şeyler öğreniyorum.

Birazcıkta gündeme değinelim mi? Siyasetten uzak kalsanız bile siyasi tecrübeye sahip bir kişisiniz. Önümüzde ki seçimlerde Hollanda'yı iki önemli konunun beklediğini düşünüyorum.

Ben yaptığımız söyleşiden bunu çıkardım. Birincisi hiç gündemden düşmeyen entegrasyon diğeri ise iklim değişikliği programı.

İklim değişikliğine değindik.

Gelelim entegrasyona!

50 yıldır temcit pilavı gibi ısıtılıp ısıtılıp önümüze sürülüyor. İlk jenerasyon buraya işçi olarak geldi tıpkı sizin babanız gibi. Niyetleri biraz çalışıp az da para biriktirip geri dönmekti .
Fakat evde ki hesap çarşıya uymadı ve kalma kararı verdiler.

Burada doğan şu an 50'li yaşlarda olan  ikinci jenerasyon yani sizler,4 yaşında bu ülke de eğitime başladınız. 4 yaşında sizin sisteminizde dahil olan bir çocuk okulunu bitirdiğinde 21 /23 yaşlarında ki bir çocuğun nasıl bir entegrasyon problemi olabilir?
Yani burada bir yanlışlık var. Nerede yanlış yapılıyor?

Entegrasyon nedir?

Biz neden, daha doğrusu neye entegre olamıyoruz?

Saadet hanım çok haklısınız. Ben buna ne diyebilirim. Bizler çoktan entegre olduk bu durumları çoktan aştık. Anne,baba işçi olarak geliyor ve birçoğu da eğitimsiz geldikleri ülkeye yabancı dil problemleri olmalarına rağmen ikinci kuşağa baktığımız da bu insanlar,avukat, doktor,siyasetçi, her dalda görebileceğimiz örnekler var.

Bu gerçekten çok büyük bir adım aynı zamanda küçümsenmeyecek bir başarıdır.

Siz bu söyleşinin başında çocukluğum da kendimi asla bir yabancı hissetmedim dediniz? 
O dönemler hiç konuşulmayan konular şimdi neredeyse hiç gündem den düşmüyor.
Yani ilk jenerasyon çok iyi entegre oldu da sonraki jenerasyonlar mı problem yaşıyor?
Peki bu kulağa biraz nahoş gelmiyor mu?
Tam olarak hangi tarih de bu tür söylemler artmaya başladı,bu sorun nereye doğru tırmanıyor? 

2002 yılında gerçekleşen Pim Fortuyn cinayetinden sonra azınlıklara karşı bir politika var. Bence sorun bunu kabul etmemeleri. 3. ve 4. jenerasyonda yok mu sorunlu olanlar tabiki var. Ama onların artık yabancı köken olsa da Hollandalı olarak görülmesi gerekli. Çünkü tamamen burada doğdu büyüdü eğitimlerini de bu ülkede aldılar.

Artık Hollanda 'nın şunu kabul etmesi gerekiyor. Bizler burada doğduk, büyüdük, yer edindik ve söz sahibi olduk.

Yani biz şunu diyebilir miyiz? Esasında Hollanda'nın,topraklarında yaşayan bir avuç insanı tam olarak kabul etmeyişinin adı dır entegrasyon?

Kesinlikle! Burada kimler kaybediyor? Bir toplum kaybediyor. Mesela siz bana bir el uzattığınızda ben sizi tuttuğum zaman ikimiz birlikte oluyoruz değil mi? İşte bunu Hollanda yaptığında ben sorunun çok kolay şekilde çözüleceğine inanıyorum. 
Aslında Hollanda da çok daha ciddi ve önemli sorunlar var entegrasyon dışında.
Eğitime baktığımızda okullarda ders verecek öğretmene ihtiyaç var.

Sağlık sektöründe işsizlik sorunları ,insanlar ev bulamıyor kira veya satın alabilmek için çok ciddi sorunlar bunlar ama gösterilmiyor. 
Seçim zamanı gelince entegrasyon gündemi kapsıyor. Bir şekilde seçim malzemesi olarak kullanılıyor!

Giderek artan bir dışlanma da söz konusu. Hepimizin bildiği gibi 2014 yılının şubat ayında Almanya'da "islama fobi" adı altında PEGİDA yürüyüşleri başladı ve diğer ülkelerde takibi gerçekleşti. O dönemden sonra devamlı yükselen ırkçı eylemlerle karşı karşıda kaldık. Bu sadece müslümanlar için mi bir tehdit oluşturuyor?
 
Avrupa, eylemleri kendisi için de bir tehdit olarak görüyor mu?

Şu an ciddi bir tehdit altında olduğumuzu düşünüyorum.

Acaba Türk toplumu veya yabancıların çok olduğu yerlerde ileride özel güvenlik mi gerekecek diye düsündüm. Konu gerçekten endişe verici. Siyasi partilere gelince benim gözlemim bu konunun ciddi anlamda bir tehdit olduğunu söyleyen partiler var. Fakat bunu sadece söylemde bırakıyorlar uygulamaya geçiremiyoruz. Bunun için hazırlanmış veya sunulmuş bir önerge yok.
Daha önce Hollanda Zwarte Piet konusunda Avrupa Konseyinden dan uyarı aldı (Raad van Europa) bunun bir ayrımcılık olduğunu AB belirttiği halde Hollanda önemsenmedi.

Yabancı kökenli çocukların staj yeri bulamama nedenleride yıllardır konuşuluyor  ama henüz somut bir sonuç yok maalesef.

Peki sağın yükselmesinde solun  eksikliği  var mı sizce?

Tabiki var. Bazı sol partililerin sağa kaydığını görüyoruz. Özellikle Sosyalist Parti ve Özgürlükler Partisi'nin seçmen profili çok birbirine benziyor. Birisi sol diğeri ise sağ olmasına rağmen entegrasyon konusunda anlaşabiliyorlar.
Hollanda'da yapılan son seçimlere bakınca sağın ciddi anlamda yükseldiğini görüyoruz.
Dolaysıyla önümüzde ki 2021 Parlamento seçimleri için partiler hazırlanıyor. 
Seçim programları yazılıyor tüm bunları çok iyi takip etmek lazım. Bizlerin karşısına nasıl bir programla gelecekler. Önemli bir süreç olarak görüyorum.

Çıkalım artık biraz şu siyasetten :) Her başarılı erkek arkasında mutlaka bir kadın vardır sözü bayanlar/kadınlar içinde geçerli mi? )))
Şaka bir yana özellikle bizim toplumuzda kadının güçlü başarılı daha ön planda olması çoğunluk olarak erkekleri içten içe hep rahatsız etmiştir:)
Tabiki sayıları az da olsa bunu kabul edip gerçekten saygı duyanlar da var.
Eşiniz Murat bey'i de bu azınlık gurubunda görüyorum.
Her fırsatta büyük bir gururla yanınızda sizi destekliyor.
Siz aynı zamanda evlatlarına düşkünlüğü ile bilinen aile değerlerine ciddi önem veren bir kadın ve harikulade bir annesiniz.

Bunu nasıl başarıyorsunuz?

Bir çok kişi bana, ne kadar şanslısın eşin sana imkan verdi destekliyor, izin veriyor diyor.
Ben eşimin beni desteklediğini her zaman hissettim. Fakat ben böyle birşey için şanslıyım demedim. Bunu eşim kendiside bilir.
Çünkü normal olan bu ve böyle olması gerekiyor. Bunu çok büyük ilginç bişey olarak görürsek yanlış olur.
Hayatta insanlar birbirlerini desteklemeyi başarırsa bir yerlere gelirler.
Ben kalkıpta sayende bu toplantıya gidebildim teşekkür ederim dersem bırakayım daha iyi ))
Eşim benim aldığım kararlar da her zaman neden bu kararı aldığımı anlamıştır. Çünkü bizim gerçekten aramızda güçlü bir bağ var. 

Biz  hayatın tüm zorluklarını birlikte üstlendik ve birlikte büyüdük..
Çocuklarıma gelince,ben ve eşim bu konuda elimizden geldiğince özverili olmaya özen gösteriyoruz.
Bahsettiğim gibi büyük oğlum 21 yaşında bir üniversite öğrencisi. Kendisinin fikir ve düşünceleri benim için çok kıymetli. O benim danışmanım.:)
Küçük oğlum ise otizmli bir çocuk. Haliyle daha fazla bakım ve ilgiye ihtiyacı var. Ben ve eşim bu konuda birlikte elimizden gelenin en iyisini yapmak için hep varolacağız.Bu güne kadar onların benim çalışma hayatımla ilgili her hangi bir şikayeti olmadı.
Aksine onlar beni her zaman büyük bir sevgi ile destekledi.
Bunun için aileme minnettarım.
 
İşte kadın! İşte Başarı! ve Güç..
 
Bu söyleşi de benim dikkatimi çeken en önemli husus,hiçbir zaman illede şurada olmak istiyorum demedi Huri Şahin.
En önemli bulduğum ise kendisini  mutlu hissetmediği,ilkelerine aykırı düşen durumlar karşısında sunulan tüm alternatifleri elinin tersi ile hiç düşünmeden itip hep kendisi için doğru olduğuna inandığı ve mutlu olduğu işleri yapmış.
İşte başarının sırrı da bence burada!
 
Siyaset de bulunduğu yıllarda,listeye girmek için veya üst sıralarda olmak için kimseyi ezip geçmediği gibi özünü karalama ihtiyacı duymadı. Fırıldaklıklar yaparak kimsenin arkasından kuyu kazmadı. 
Siyasetin dürüst yüzünün de olduğunu bize gösterdi.
Bu çok kıymetli. Kendisine bunun için çok teşekkür ediyorum.
Bunuda anca özünde kalabilen bir kadın başarabilir di!
 
Vee biz tekrar şunu anladık ki,
 
Ne başarılı olmak için birilerini kötülemeye,ne de başarısız olduğunuzda yine birilerini suçlamaya hiç gerek yokmuş.
Çünkü o birilerinin bu iki hususta da etkisi ve tepkisi yoktur. İnsan sadece bu tür çıkışlarla kendisini rahatlamaya çalışır.

Velhasıl başarı da başarısızlıkta insanın sadece kendisi ile alakalıdır.
İçtenlikle tüm sorularımı cevaplayan Huri Şahin hanım'a tüm kalbimle teşekkür ediyor,ayrıca örnek bir  Türk kadın olduğun için de kendisini takdir ediyorum.
 
Sıcak gülüşünüz ve başarı hikayelerini hep daim olsun.

Saygılarımla,
Saadet Koral
saadet@sonhaber.eu


WhatsApp’ta ücretsiz bültenimize abone olun, Hollanda ve diğer Avrupa ülkeleri gündeminden seçtiğimiz haberler her gün telefonunuza gelsin! Abone olmak için tıklayın

Haberlerimizi izin almadan kullanmayınız
©SONHABER.EU

YORUM EKLE