Hollanda’nın Schiedam kentindeki musluk suyunda PFAS olarak bilinen zararlı kimyasalların miktarının, Ulusal Halk Sağlığı ve Çevre Enstitüsünün (RIVM) esas aldığı seviyenin üzerinde olduğu bildirildi. Greenpeace’in içme suyu şirketlerinin ölçümlerinden yararlanarak hazırladığı çalışmada, 82 binden fazla kişinin yaşadığı Schiedam’ın tamamı “koyu kırmızı” kategorisine alındı. Bu sınıflandırma, kentteki içme suyunda ölçülen PFAS miktarının RIVM’nin litre başına 4,4 nanogramlık referans değerinin en az 1,5 katına ulaştığını gösteriyor. Greenpeace ise bunun musluk suyunun içilmemesi gerektiği anlamına gelmediğini özellikle vurguluyor.

Schiedam’ın tamamı koyu kırmızı kategoride
Greenpeace, Hollanda genelindeki içme suyu ölçümlerini RIVM’nin litre başına 4,4 nanogramlık değerini esas alarak farklı renk kategorilerine ayırdı. PFAS miktarının litre başına 6,6 nanograma ulaşması veya bu değeri aşması durumunda bölge “koyu kırmızı” olarak sınıflandırılıyor.

Greenpeace, “koyu kırmızı” sınıflandırmasının musluk suyunun doğrudan tehlikeli olduğu veya içilmemesi gerektiği anlamına gelmediğine dikkat çekiyor. Çevre örgütü, musluk suyu yerine plastik şişelerde satılan suya geçilmesini de çözüm olarak görmüyor.

Amsterdam’da tasmasız köpek yüzünden çıkan tartışmada cezaevi çalışanı öldürüldü
Amsterdam’da tasmasız köpek yüzünden çıkan tartışmada cezaevi çalışanı öldürüldü
İçeriği Görüntüle

Schiedam’daki ölçümler aynı zamanda Avrupa Birliği’nin mevcut sınırının altında kalıyor. AB, içme suyunda litre başına en fazla 100 nanogram PFAS bulunmasına izin verirken RIVM, litre başına 4,4 nanogramlık çok daha düşük bir değeri esas alıyor.

PFAS su kaynaklarına farklı yollardan ulaşıyor
PFAS, doğada kolay parçalanmayan binlerce farklı kimyasal maddeyi kapsayan genel bir ad. Bu maddeler çevrede uzun süre kalabiliyor ve zamanla birikebiliyor.

Hollanda’daki içme suyu şirketlerini temsil eden Vewin’e göre PFAS, Ren ve Maas nehirlerinin yanı sıra yer altı suları yoluyla da içme suyu kaynaklarına ulaşabiliyor. Kirliliği önlemek amacıyla özel kuralların uygulandığı bazı yer altı suyu koruma bölgelerinde de PFAS tespit ediliyor.

Arıtma sistemlerini geliştirerek sudaki PFAS miktarını daha da azaltmak teknik olarak mümkün olsa da bunun uzun zaman alacağı, içme suyunun maliyetini artıracağı ve sürdürülebilir bir çözüm olmayacağı belirtiliyor.

İnsanlar PFAS’a yalnızca içme suyu yoluyla maruz kalmıyor. Bu kimyasallar, tüketilen gıdalar aracılığıyla da vücuda girebiliyor.

Greenpeace ve su şirketleri PFAS yasağı istiyor
Greenpeace ve Hollanda’daki içme suyu şirketleri, çözümün yalnızca içme suyundaki sınır değerlerin düşürülmesi olmadığını savunuyor. Her iki taraf da PFAS kullanımının tamamen yasaklanmasını istiyor.

Greenpeace’e göre PFAS’ın çevreye ulaşmasını kaynağında engellemek, kirliliği uzun vadede azaltmanın en kalıcı yolu. Çevre örgütü, Hollanda’nın bu konuda Avrupa genelinde alınacak kararları beklemeden daha hızlı hareket etmesini talep ediyor.

Dünya Sağlık Örgütü de Avrupa Birliği’nin talebi üzerine içme suyundaki PFAS için yeni bir sınır değeri üzerinde çalışıyor. Yeni değerin 2027 yılında şekillenmesi bekleniyor.
©Sonhaber.eu