Haberlerimizi İnstagram , TikTok ve Youtube hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.
Bilim dünyası, uzun ve sağlıklı bir yaşamın sırlarını araştırmaya devam ederken dikkat çekici bir çalışma daha yayımlandı. İngiltere’deki Queen Mary Üniversitesi ile Tongji Tıp Fakültesi araştırmacılarının ortaklaşa yürüttüğü kapsamlı araştırma, doğru beslenme alışkanlıklarının insan ömrünü birkaç yıl uzatabileceğini ortaya koydu. Çalışmaya göre, bilinçli ve düzenli uygulanan bir beslenme programı yaşam süresini ortalama 3 yıla kadar artırabiliyor.
Araştırmacılar, yalnızca kalori hesabı yapmanın yeterli olmadığını; besin türü, düzen ve istikrarın da en az bunun kadar önemli olduğunu vurguluyor. Üstelik elde edilen bulgular, genetik olarak dezavantajlı görülen bireylerde bile sağlıklı beslenme sayesinde risklerin önemli ölçüde azaltılabileceğini gösteriyor. Yani doğru mutfak tercihleri, kalıtsal risklerin etkisini zayıflatabiliyor.
Kadınlar ve erkekler için farklı beslenme önerileri
Çalışmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, uzun yaşam için önerilen beslenme modelinin kadın ve erkeklerde farklılık göstermesi oldu. Bilim insanlarına göre kadınların özellikle Akdeniz tipi beslenmeye yönelmesi büyük önem taşıyor. Bu model; sebze, meyve, zeytinyağı, balık ve tam tahıl ağırlıklı bir beslenme düzenini içeriyor. Antioksidan açısından zengin bu gıdalar, kalp ve damar sağlığını korurken iltihaplanmayı da azaltıyor.
Erkeklerde ise diyabet riskini düşürmeye odaklanan bir beslenme planının daha etkili olduğu belirtiliyor. Kan şekerini dengeleyen, lif oranı yüksek ve işlenmiş gıdalardan uzak bir diyetin erkeklerde yaşam süresini belirgin şekilde uzattığı kaydediliyor.
Verilere göre bu beslenme modelleri uzun vadede ve istikrarlı biçimde uygulandığında erkeklerin yaşam süresine yaklaşık 3 yıl, kadınların ise ortalama 2,5 yıl eklenebiliyor. Uzmanlar, bu sürenin küçük gibi görünse de toplum sağlığı açısından oldukça önemli bir kazanım olduğuna dikkat çekiyor.
İşlenmiş gıdalar ortak risk
Beslenme planları cinsiyete göre değişse de her iki grup için de ortak bir uyarı bulunuyor: İşlenmiş gıdalardan uzak durmak.
Kırmızı et ve pastırma gibi işlenmiş et ürünleri, beyaz ekmek, rafine makarna, kızartmalar ve hazır fast food ürünleri en riskli besinler arasında gösteriliyor. Bu tür gıdaların düzenli tüketiminin kalp hastalıkları, diyabet ve bazı kanser türleriyle bağlantılı olduğu ifade ediliyor. Uzmanlara göre bu ürünlerin sofralardan mümkün olduğunca çıkarılması, sağlıklı yaşamın en temel adımlarından biri.
Kadınlara tam tahıl, erkeklere kahve önerisi
Detaylara bakıldığında kadınlar için tam tahıllı ürünlerin özel bir öneme sahip olduğu belirtiliyor. Kinoa, yulaf ve esmer pirinç gibi besinler hem sindirim sistemini düzenliyor hem de uzun süre tokluk sağlıyor. Araştırmaya göre günde 3 ila 6 porsiyon tam tahıl tüketimi, kadınlarda iltihaplanmayı azaltarak kalp-damar sağlığını destekliyor.
Erkeklerde ise kahve tüketimi dikkat çekici bir etki gösteriyor. Günde iki veya daha fazla fincan kahve içen erkeklerde ölüm riskinin daha düşük olduğu gözlemlendi. Ancak burada önemli bir detay bulunuyor: Şekerli içeceklerden ve yüksek kalorili hazır içeceklerden uzak durulması gerekiyor. Şekerli içeceklerin düzenli tüketimi, yaşam süresini kısaltan önemli faktörler arasında yer alıyor.
Sadece ömrü değil, yaşam kalitesini de artırıyor
Araştırmacılar, doğru beslenmenin yalnızca yaşam süresini uzatmadığını, aynı zamanda yaşam kalitesini de yükselttiğini belirtiyor. Dengeli bir diyet; felç, kalp hastalıkları, kanser ve bunama gibi dünya genelinde en sık görülen ölümcül hastalıkların riskini azaltıyor.
Uzmanlara göre sağlıklı bir beslenme düzenine geçiş için ileri yaşları beklemek gerekmiyor. Küçük ama istikrarlı değişiklikler bile uzun vadede büyük fark yaratabiliyor. Daha az işlenmiş gıda, daha fazla sebze ve tam tahıl tüketimi, şekerli içeceklerden uzak durmak ve dengeli bir beslenme planı oluşturmak, uzun bir yaşamın temel anahtarları arasında gösteriliyor.
Bilim insanları, uzun yaşamın tek bir mucize besine bağlı olmadığını; aksine sürdürülebilir ve bilinçli beslenme alışkanlıklarının bütüncül etkisinden kaynaklandığını vurguluyor.
©Sonhaber.eu





