Haberlerimizi İnstagram , TikTok ve Youtube hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.
Demans ve Alzheimer hastalığı yalnızca hafızayı değil, uyku düzenini de derinden etkiliyor. Hastalığın erken evrelerinde dahi iç huzursuzluk, gece uyanmaları ve gündüz uyuklama gibi sorunlar sık görülüyor. Uzmanlara göre Alzheimer hastalarının yaklaşık yüzde 70’i daha başlangıç aşamasında uyku problemlerinden şikâyet ediyor. Bu durum hem hastaları hem de bakım verenleri fiziksel ve psikolojik olarak zorluyor. Ancak yayımlanan yeni bir bilimsel derleme, oldukça basit bir yöntem olan "parlak ışık" uygulamasının bu sorunları hafifletebileceğini ortaya koydu.
Demans ve Alzheimer’da uyku bozuklukları neden ortaya çıkıyor?
Alzheimer hastalığında beyindeki sinir hücreleri ve aralarındaki bağlantılar zamanla zarar görüyor. Bu süreç yalnızca hafıza merkezini değil, uyku düzenini yöneten bölgeleri de etkiliyor. Özellikle beynin hipotalamus bölgesinde bulunan ve biyolojik saati düzenleyen yapıların hasar görmesiyle birlikte gece-gündüz ayrımı giderek belirsizleşiyor.
Hastalığın ilerleyen dönemlerinde bazı hastalar geceleri sık sık uyanıyor, bazıları ise gece boyunca dolaşıyor. Gündüz saatlerinde ise aniden uyuklamalar görülebiliyor. Ayrıca Alzheimer’ın beyindeki ilerleyişi belirli bir yol izliyor. Önce koku alma merkezleri etkileniyor, ardından hafızadan sorumlu hipokampus zarar görüyor. Süreç ilerledikçe yön bulma sorunları ortaya çıkıyor ve daha sonra uyku merkezi devre dışı kalabiliyor. Tüm bu nörolojik değişiklikler, uyku ritmini ciddi biçimde bozuyor.
Işık terapisi demans hastalarında nasıl etki gösteriyor?
Plos One dergisinde yayımlanan yeni bir analiz, ışık terapisi uygulamasının demans hastalarında olumlu etkiler yaratabileceğini gösterdi. Çin’in Shandong eyaletindeki Weifang Medical University araştırmacıları, toplamda yaklaşık 600 hastayı kapsayan 15 farklı çalışmayı inceledi. Bu çalışmalarda hastalar düzenli aralıklarla gün ışığına benzer parlak ışığa maruz bırakıldı.
Sonuçlara göre, yoğun ışık uygulanan hastalar gündüzleri daha az uyukladı ve geceleri daha seyrek uyandı. Uyku kalitelerinde belirgin bir iyileşme gözlendi. En dikkat çekici bulgu ise biyolojik ritmin kısmen yeniden düzenlenmesi oldu. Hastalar belirli bir süre sonra her gün benzer saatlerde yorulmaya ve uyanmaya başladı.
Uzmanlar, ışığın vücudun 24 saatlik iç saatini düzenleyen en güçlü dış uyaran olduğuna dikkat çekiyor. Özellikle yaşlı bireyler hareket kısıtlılığı, görme sorunları ve sosyal izolasyon nedeniyle yeterince gün ışığı alamıyor. Demansın beyindeki hasarı da bu sorunu daha da derinleştiriyor. Işık terapisi, bu eksikliği telafi ederek biyolojik saati yeniden senkronize etmeye yardımcı olabilir.
Işık terapisi bilişsel belirtileri de hafifletebilir mi?
Araştırma yalnızca uyku düzeninde değil, bazı bilişsel ve davranışsal belirtilerde de iyileşme olabileceğine işaret ediyor. Bazı hastalarda dalgınlık, isteksizlik ve agresif davranışlarda azalma gözlemlendi. Bu durum, ışık terapisi uygulamasının yalnızca uyku merkezini değil, beyin içindeki diğer sinir ağlarını da uyarabileceği şeklinde yorumlandı.
Ancak tedavinin nasıl ve ne kadar süreyle uygulanması gerektiği konusunda henüz net bir standart bulunmuyor. İncelenen çalışmalarda kimi araştırmacılar mavi ışık oranı yüksek, sabah saatlerini taklit eden lambalar kullandı. Bazılarında ise yalnızca yoğun ve parlak ışık tercih edildi. Uygulama süreleri ve kontrol grupları da çalışmadan çalışmaya farklılık gösterdi.
Yan etki açısından ise ciddi bir sorun bildirilmedi. Yalnızca bazı hastaların aşırı parlak ışıktan ürkebildiği ifade edildi. Çinli araştırmacılar, elde edilen veriler ışığında ışık terapisinin “umut vadeden bir tedavi seçeneği potansiyeli” taşıdığı sonucuna vardı. Uzmanlara göre bu ifade, yöntemin kesin çözüm olmadığını ancak denenmeye değer güçlü bir destekleyici yaklaşım sunduğunu gösteriyor.
©Sonhaber.eu






