Haberlerimizi İnstagram , TikTok ve Youtube hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.
Doğru uygulanan görsel yöntemlerle küçük yaşam alanlarını çok daha ferah, açık ve geniş bir görünüme kavuşturmak mümkün. Mekan algısını doğrudan değiştiren temel unsurların başında ise duvar renkleri gelmekte.
Klasik yöntemlerden biri duvarları açık bir renge boyamaktır. Beyaz, kırık beyaz ya da pastel tonlar ışığı yansıtır ve duvarları daha gerideymiş gibi gösterir. Koyu renkler ise tam tersine, mekânı daha dar ve üzerinize geliyormuş gibi hissettirebilir.
Aynaların mekânsal derinlik üzerindeki gücü
Görsel algıyı kuvvetlendiren ve metrekareyi kağıt üzerinde olmasa da göz hizasında büyüten bir diğer önemli yöntem ise stratejik ayna kullanımıdır.
Aynalar, yerleştirildikleri alanda oluşturdukları derinlik illüzyonu sayesinde mekanın gerçek boyutlarından çok daha büyük algılanmasını sağlar. Özellikle büyük boyutlu bir aynanın doğrudan pencere karşısına konumlandırılması, dışarıdan gelen doğal ışığı içeriye dağıtarak odada sanki fazladan bir pencere daha varmış etkisi yaratır ve ferahlık hissini iki katına çıkarır.
İnce ayaklı mobilya
Mobilya ve aksesuar tercihlerinde ise hantal ve yere sıfır parçalar yerine ince ayaklı, zarif tasarımlar ön plana çıkar. İnce ayaklı kanepeler, masalar veya duvara monte edilen "yüzen" raf sistemleri sayesinde göz, mobilyaların altındaki zemin bütünlüğünü kesintisiz bir şekilde takip eder. Bu durum, zemin alanının bölünmesini engelleyerek odanın çok daha açık ve geniş görünmesine doğrudan katkı sağlar.
Doğru halı seçimi
Dekorasyonda yapılan sık hatalardan biri de halı seçimidir. Küçük parçalar yerine büyük ebatlı modellerin tercih edilmesi büyük önem taşır. Küçük ebatlı halılar veya paspaslar, zemini parçalara ayırarak odanın daha dar ve düzensiz hissedilmesine yol açar. Koltukların ön ayaklarının altına kadar uzanan ve tüm oturma grubunu kapsayan geniş bir halı, zeminde tek bir parça görüntüsü oluşturarak alanı görsel olarak bütünleştirir ve mekana daha prestijli bir genişlik kazandırır.
Mobilya yerleşim düzeni ve "nefes alan" alanlar
Son aşamada, mobilya yerleşim düzeni mekanın dinamizmini ve enerji akışını belirler. Alan kazanmak amacıyla tüm eşyaları duvarlara sıfır olacak şekilde dayamak, ortada bir boşluk açsa da odanın estetik açıdan daha durağan ve baskıcı görünmesine sebebiyet verir. Mobilyaların "nefes alması" prensibi doğrultusunda, eşyaların etrafında serbestçe hareket edilebilmesi mekana gerçek bir derinlik katar.
Ana mobilya parçalarını odanın tam merkezine konumlandırmak mümkün olmasa dahi, koltukları duvardan sadece yirmi veya otuz santimetre kadar uzaklaştırmak, yaratılan gölge ve boşluk payı sayesinde mekana beklenmedik bir ferahlık ve modern bir duruş sağlar.
©Sonhaber.eu
Fotoğraf: www.kaboompics.com - Pexels





