Amsterdam Belediyesi, İslam Kültür Mirası Vakfı iş birliğiyle şehrin İslami dokusunu özetleyen bir rehber yayımladı.

Rehber kitapçığının önsözünü yazan Fas kökenli belediye başkan yardımcısı (wethouder) Touria Meliani, kendisinin de Müslüman olduğunu belirterek, toplumda giderek artan ayrımcılık, dışlanma ve ötekileştirme gibi tutumlara karşı bir adım olarak Amsterdam İslam Kültür Mirası rehberini yayımladıklarını ifade etti. Hollanda’da Protestanların da 400 yıl önce toplum tarafından kabul görmekte zorluk yaşadığına değinen Meliani, Müslümanların yüzyıllardır ülkeye çok yönlü katkılar sunduğunun altını çizdi.

Şehrin 40 farklı noktasından rehber kitapçığını ücretsiz alabileceğiniz gibi çevrim içi olarak da buradan indirebilirsiniz. 17. yüzyılda ticaretin de etkisiyle Avrupa’nın birçok şehrine kıyasla daha hoşgörülü bir toplum yapısına sahip olan Amsterdam’da; Endülüs, Endonezya, Osmanlı, Fas ve Pers kültürlerine atfen yapılmış rölyefleri ve kabartmaları belirli bir rota takip ederek görebiliyorsunuz.

Burhanettin Carlak Kitap

Rehberde, 1609 yılında İspanya’dan kaçan bazı Müslümanların Hollanda’ya sığındığı ve bir topluluk olarak o dönemde —bugün yeri tam olarak bilinmeyen— bir cami inşa ettikleri belirtiliyor. Şehrin günümüzdeki siluetinde modern camiler ile ticarethanelerin ahenk içinde yer almasının yanı sıra, baharatlı yemek kokularından göçmen çocuklardan öğrenilen argo kelimelere kadar birçok kültürel unsur kitapta yer almış. Müslümanlar için önceki yüzyıllarda genel bir tanımlama olarak “Türk” ifadesinin kullanıldığı da rehberde aktarılan bilgiler arasında. Trouw gazetesinin de aralarında olduğu birçok önemli medya kuruluşu rehber hakkında geniş haber ve röportajlara yer verdi.

İslam Kültür Mirası Vakfı (moslimarchief.nl) 2022 yılında ülkenin önde gelen müze küratörlerinden Dr. Mirjam Shatanawi ile bünyesinde doktora yapmış Kamel Essabane tarafından kuruldu. Shatanawi, kendisiyle yapılan bir söyleşide Müslümanların kendi kültür tarihlerini bizzat kendilerinin anlatmasının önemine vurgu yapıyor. Vakfın danışma kurulunda Hollanda’nın saygın bilim insanları yer alıyor. Başta Hollanda Dıyanet Vakfı olmak üzere çatı kuruluşlarımızın destek ve eşgüdüm içinde çalışması gereken örnek bir kurum. “Chapeau” denilerek şapka çıkarılmayı hak eden bir inisiyatif.

Başta Hollandaca olmak üzere Batı dillerine Arapçadan geçen kavram ve kelimeler üzerinden bilimden sanata kadar uzanan etkileşimin örnekleri de kitapta kısmen yer alıyor. İslam dünyasının bugünkü içler acısı hâlinin tarih boyunca hep böyle olduğunu düşünen birçok insan var. Oysa Rönesans’ın Endülüs’e, Endülüs’ün de Türkistan’daki Mâverâünnehir’e uzanan bir kültür ve bilim akışından beslendiğini bilmiyorlar.

Yaklaşık 2000 yıl boyunca süren İpek ve Baharat yolları sayesinde yalnızca ticaret değil; bilim, sanat ve yaşam biçimlerini etkileyen büyük bir kültürel aktarım da gerçekleşmiştir. Hollanda, Portekiz ve İspanya gibi sömürgeci ülkelerin coğrafi keşiflerden sonra deniz ticaretine yönelmesi, bu kadim ticaret yollarına ciddi darbe vurmuş ve bölgenin gelirlerini azaltmıştır. Zenginliğin azalması ise bilim ve sanatın yerini zamanla siyasi çatışmalara bırakmasına neden olmuştur.

Bugün akademik çalışmalarını Doha’da sürdüren Hollanda doğumlu Dr. Hüseyin Şen sayesinde, İslam bilim tarihi uzmanı prof. dr Fuat Sezgin hoca ile tanışmış. Hollanda radyo ve televizyon kurumu adına program ve belgeseller hazırlamıştım.

Yine Fuat Sezgin hoca öncülüğünde ve Hüseyin Şen’in katkı sunduğu İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi, Müslüman bilim insanlarının bilime katkılarını görsel bir zenginlikle ortaya koyuyor. İstanbul’a gidenlerin mutlaka görülecek yerler listesine eklemelerini tavsiye ederim.

Dr. Hüseyin Şen dostumun tavsiyesi üzerine küratör Mirjam Shatanawi, Tropenmuseum’da “Escher meets Islamic Art” sergisini 2013 yılında düzenlendi. Sergi Temmuz 2013’te açıldı ve 3 Kasım 2013’e kadar devam etti. Aynı dönemde Escher in Het Paleis müzesinde de paralel olarak “Escher & Schatten uit de Islam” sergisi yapılmıştı. Tropenmuseum’da enfes bir sergisi düzenlemişti. Lahey”de kendi adına müzesi bulunan ünlü ressam Escher’in, İspanya’da gördüğü İslam geometrik sanatlarından nasıl ilham aldığı ve bir metafor olarak “Metamorfose”yi (Türkçede başkalaşım veya dönüşüm anlamına gelir) görsel bir şölenle nasıl işlediği sergide gösterilmişti. İslam sanatındaki geometrik şekillerin birbirine bağlılığı, aslında Cenab-ı Allah’ın sonsuz kudretinin bir simgesi olarak değerlendirilebilir.

Daha önce de Oryantalizmin Avrupa’daki önemli merkezlerinden biri olan Leiden şehrinde benzeri bir rehber, “Sporen van het Midden-Oosten in Leiden” (Leiden’de Ortadoğu’nun İzleri) adıyla yayımlanmıştı. Rehbere buradan ulaşabilirsiniz. Tarihi binaların duvarlarındaki Arapça şiirleri rehber eşliğinde okuyarak yürüyüş rotalarına devam ediyorsunuz.

1683 yılından beri Doğu kültürü ve İslam üzerine yüzlerce yayın yapan köklü yayınevinin kurulduğu, tarihi üniversitesindeki meşhur İslami el yazmaları koleksiyonu ve botanik bahçeleriyle tanınan Leiden şehrinde, lalemizi bu topraklara bir değer ve marka olarak kazandıran kültürel etkileşimin izleri de görülüyor. 2013 yılında, şehirde 400 yıldır kesintisiz Arapça öğretiminin yıl dönümü münasebetiyle müze programları başta olmak üzere birçok etkinlik düzenlenmişti.

Hülasa; Endonezya’yı yüzyıllarca yönetmesi (ve sömürmesi) nedeniyle kendisini bir dönem dünyanın en büyük Müslüman ülkesi olarak tanımlayan Hollanda’daki varlığımız, yalnızca iş gücü göçüyle sınırlandırılamayacak kadar derindir.

Özgüvenle bu ülkenin birliği ve ahengi için üretmeye, katkı sunmaya ve gayretimizi artırarak çalışmaya devam…

Burhanettin Carlak