SAĞLIK - YAŞAM

Yeni araştırma: Daha çok yiyerek kilo vermek mümkün mü?

Zayıflamak için aç kalma devri bitiyor mu? Bilim dünyası, porsiyonları büyüterek kilo vermenin formülünü buldu. İşte vücudun gizli "beslenme zekası"...

Abone Ol

Haberlerimizi İnstagram , TikTok ve Youtube hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.

Kilo vermek isteyenlerin aklına ilk gelen yöntem genellikle daha az yemek oluyor. Ancak İngiltere’deki Bristol Üniversitesi tarafından yürütülen yeni bir çalışma, bu düşünceyi sorgulatıyor. Araştırmaya göre, doğal ve işlenmemiş gıdaları tercih eden kişiler daha fazla miktarda yemek yemelerine rağmen, ağırlıklı olarak yüksek derecede işlenmiş ürünler tüketenlere kıyasla daha az kalori alıyor.

Araştırma ekibi bilinen bir beslenme çalışmasını yeniden analiz etti
The American Journal of Clinical Nutrition dergisinde yayımlanan çalışmada, Profesör Jeff Brunstrom liderliğindeki ekip, 2019 yılında ABD Ulusal Sağlık Enstitüleri (NIH) tarafından yürütülen bir klinik araştırmanın verilerini yeniden değerlendirdi. Söz konusu orijinal çalışmaya 20 gönüllü katıldı. Katılımcılar iki hafta boyunca yalnızca işlenmemiş ya da yalnızca yüksek derecede işlenmiş gıdalar tüketti ve istedikleri kadar yemek yemelerine izin verildi.

Yeniden analiz edilen veriler dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu. Doğal ve işlenmemiş gıdalarla beslenen grup, ağırlık bazında yaklaşık yüzde 57 daha fazla yemek tüketti. Buna rağmen bu grup, yüksek derecede işlenmiş gıda tüketenlere kıyasla günlük ortalama 330 kalori daha az aldı.

Meyve ve sebze tercihi belirleyici oldu
Araştırmacılar, bu farkın nedenini de inceledi. İşlenmemiş beslenen katılımcıların içgüdüsel olarak meyve ve sebzelere yöneldiği, bazı öğünlerde birkaç yüz gram sebze ve meyve tükettikleri belirlendi. Buna karşılık et, makarna ya da tereyağı gibi daha yüksek kalorili seçenekler daha az tercih edildi.

Çalışmanın başyazarı Jeff Brunstrom, Bristol Üniversitesi tarafından yayımlanan basın açıklamasında, “İnsanlara işlenmemiş seçenekler sunulduğunda, zevk, besin değeri ve tokluk hissini dengeleyen gıdaları sezgisel olarak seçtiklerini görmek heyecan verici. Üstelik bunu yaparken toplam enerji alımını da azaltıyorlar” ifadelerini kullandı. Brunstrom’a göre beslenme tercihlerimiz rastlantısal değil; gıdalar doğal halleriyle sunulduğunda aslında düşündüğümüzden daha bilinçli seçimler yapıyoruz.

Doğuştan gelen ‘beslenme zekâsı’
Bilim insanları bu durumu, doğuştan gelen bir “beslenme zekâsı” ile açıklıyor. Buna göre insan vücudu, vitamin ve mineral açısından zengin gıdaları yüksek kalorili alternatiflere kıyasla tercih etme eğiliminde. Araştırmacılar bu mekanizmayı 'mikrobesin önceliği' (micronutrient deleveraging) olarak adlandırıyor. Yani vücut, mikro besin öğeleri açısından zengin gıdalara öncelik veriyor ve bu da doğal beslenmede otomatik olarak daha düşük kalori alımına yol açıyor.

Ancak yüksek derecede işlenmiş gıdalarda bu mekanizma devre dışı kalabiliyor. Çünkü ultra işlenmiş gıdalar (UPF) hem vitaminlerle zenginleştirilebiliyor hem de yüksek miktarda kalori içeriyor. Bu durum, vücudun doğal dengeleme sistemini yanıltabiliyor.

Sorun sadece fazla yemek değil
Profesör Brunstrom’a göre asıl problem fazla yemek değil, mevcut gıdaların yapısı. Yüksek derecede işlenmiş ürünler, insanları kalori açısından daha yoğun seçeneklere yönlendirebiliyor. Bu da daha az miktarda tüketilse bile yüksek enerji alımına ve uzun vadede kilo artışına neden olabiliyor.

Çalışmanın sınırlılıkları
Araştırma yalnızca 20 katılımcıyı kapsıyor ve mevcut verilerin yeniden analizine dayanıyor. Bu nedenle söz konusu “beslenme zekâsının” doğuştan mı geldiği yoksa sosyal faktörlerden mi etkilendiği konusunda daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç var. Yine de elde edilen bulgular, işlenmemiş gıdaların kilo kontrolünde etkili bir strateji olabileceğine işaret ediyor.

Pratik öneriler: Dengeli beslenme nasıl sağlanır?
Uzmanlar, bu yöntemi günlük rutinine eklemek isteyenler için bitkisel temelli ve dengeli bir beslenme düzenini temel kural olarak görüyor. Sofranızda uygulayabileceğiniz o basit ama etkili adımlar ise şöyle:

  • 5 Porsiyon Kuralı: Günde en az beş porsiyon meyve ve sebze tüketerek vücudun vitamin ihtiyacını doğal yoldan karşılayın.
  • Bitkisel Güç: Protein ihtiyacınızı mercimek, nohut ve fasulye gibi baklagillerin yanı sıra sağlıklı kuruyemişlerden alın.
  • Tahıl Seçimi: Beyaz unlu mamullerden kaçının; bunların yerine tam tahıllı ekmek, makarna veya pirinç seçeneklerine yönelin.
  • Ölçülü Tüketim: Et ve süt gibi hayvansal ürünleri sofranızdan tamamen çıkarmayın ancak porsiyonlarını mutlaka sınırlı tutun.

Özetle öneriler şu şekilde:

  • Günde en az üç porsiyon sebze ve iki porsiyon meyve tüketin.
  • Ekmek, pirinç ve makarnada tam tahıllı ürünleri tercih edin.
  • Baklagilleri düzenli olarak öğünlerinize ekleyin.
  • Her gün bir avuç tuzsuz kuruyemiş tüketin.
  • Hazır yemekler, şekerli içecekler ve işlenmiş atıştırmalıkları mümkün olduğunca azaltın.

Tüm bu öneriler, sağlığı ve sürdürülebilirliği bir araya getiren “sürdürülebilir ve doğal beslenme modeli” yaklaşımıyla da örtüşüyor. Bu beslenme modeli, hem bireysel sağlığı hem de çevresel sürdürülebilirliği destekleyen bilim temelli bir çerçeve sunuyor.
©Sonhaber.eu