Haberlerimizi İnstagram , TikTok ve Youtube hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.

E200 ya da sodyum eritorbat gibi adlarla bilinen gıda koruyucuları, özellikle ultra işlenmiş gıdalarda yaygın olarak kullanılıyor. Bu maddelerin, kanser ve tip 2 diyabet riskini artırabileceği belirtiliyor. Fransız beslenme epidemiyoloğu Mathilde Touvier liderliğinde yürütülen iki ayrı çalışma, bu katkı maddelerinin beslenmemizdeki varlığı ile sağlık üzerindeki etkileri arasındaki olası ilişkiye dikkat çekiyor. Ancak elde edilen bulguların ilk sonuçlar olduğu ve ilerleyen dönemde yapılacak yeni çalışmalarla doğrulanması gerektiği vurgulanıyor.

Gıdaların raf ömrünü uzatmak, bazı ürünleri daha cazip hâle getirmek, oksidasyonu ya da mikroorganizmaların çoğalmasını önlemek amacıyla kullanılan bu koruyucu katkı maddeleri, tüketici tarafından fark edilmese de söz konusu iki kapsamlı çalışmanın merkezinde yer alıyor. Özellikle işlenmiş gıdalarda yoğun olarak bulunan bu maddelerin, uzun süreli ve yüksek miktarda tüketilmesinin kanser ve tip 2 diyabet gibi sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilebileceği ifade ediliyor.

Bu sonuçlar, Fransız epidemiyolog Mathilde Touvier koordinasyonunda yürütülen iki ayrı çalışmanın temel bulguları arasında yer alıyor. INSERM’de araştırma direktörü olan Touvier, beslenmemizde yer alan koruyucu katkı maddelerinin günlük olarak ne kadar tüketildiğinin ilk kez bu kadar net biçimde hesaplanabildiğini ve aynı zamanda kanser ile diyabet riskiyle aralarındaki ilişkinin bu ölçekte ilk kez incelendiğini belirtiyor.

Araştırmaların içeriği
Çalışmalardan ilki kanser gelişimiyle olası ilişkileri ele alıyor ve British Medical Journal’da yayımlandı. İkinci çalışma ise tip 2 diyabet ile bağlantıları inceliyor ve Nature Communications dergisinde yer aldı.

Google e-postalarınızı yapay zekâ ile analiz ediyor! İsterseniz kapatabilirsiniz
Google e-postalarınızı yapay zekâ ile analiz ediyor! İsterseniz kapatabilirsiniz
İçeriği Görüntüle

Her iki araştırma da 100 binden fazla yetişkinin beslenme ve yaşam tarzı verilerine dayanıyor. Katılımcılar, 14 yıl boyunca ne yediklerini, spor alışkanlıklarını, yaşam biçimlerini, tıbbi geçmişlerini, alkol ve sigara tüketimlerini düzenli olarak beyan etti. Araştırmaların uzun süreye yayılması ve ayrıntılı veri toplama yöntemleri nedeniyle bilimsel açıdan güçlü olduğu belirtiliyor.

Katılımcılar, “24 saatlik beslenme kayıtları” tutarak tükettikleri içecekleri, atıştırmalıkları ve hazır yemekleri, hatta ürünlerin markalarına kadar not etti.

Kanser odaklı çalışmada 4 bin 226 katılımcıya kanser teşhisi konuldu. Bunların bin 208’i meme kanseri, 508’i prostat kanseri, 352’si kolorektal kanser, 2 bin 158’i ise diğer kanser türleri olarak kayda geçti.

Diyabet çalışmasında ise bin 131 tip 2 diyabet vakası tespit edildi. Touvier, özellikle koruyucu katkı maddelerinin az, orta ve yüksek düzeyde tüketildiği gruplar arasında risk farklarının incelendiğini, en yüksek maruziyete sahip grupta bu maddeleri tüketmeyenlere kıyasla risk artışı gözlemlendiğini belirtiyor. Bazı katkı maddeleri için bu artışın yüzde 10, yüzde 12 hatta yüzde 20’nin üzerine çıkabildiği ifade ediliyor.

11 koruyucu ve 17 katkı maddesi
İncelenen 17 koruyucu maddenin 11’i kanser riskinde artışla ilişkilendirildi. Bunlar arasında potasyum sorbat, soslar, alkollü içecekler ve salata soslarında bulunan sülfitler, şarküteri ürünlerinde yer alan nitritler, bazı asetatlar ve sodyum eritorbatlar bulunuyor. Tip 2 diyabet açısından da benzer bir tablo ortaya çıktı; incelenen 17 katkı maddesinin 12’si diyabet riskinde artışla bağlantılı bulundu.

Beslenme uzmanı Nicolas Guggenbühl, kullanılan koruyucu sayısının oldukça fazla olduğuna dikkat çekerek, özellikle şarküterilerde bulunan nitritlerin zaten kanserojen olarak sınıflandırıldığını hatırlatıyor.

Guggenbühl, sorbatlara da dikkat çekerken C ve E vitaminlerinin bu listede yer almasının şaşırtıcı olduğunu belirtiyor ve bu tür çalışmaların ilişki ve gözlem sunduğunu, ancak doğrudan bir neden-sonuç ilişkisi kanıtlamadığını vurguluyor.

Mathilde Touvier de sonuçların ilk bulgular olduğunu ve kesin bir nedensel bağdan söz etmek için erken olduğunu ifade ediyor. Ancak bu yönde biriken bilimsel verilerin dikkat çekici olduğunu belirten Touvier ve ekibi, koruyucu katkı maddelerinin kalp-damar hastalıkları, yüksek tansiyon, gıda boyaları ve bu maddelerin birlikte tüketilmesinin yaratabileceği “kokteyl etkisi” üzerine de yeni çalışmalar yürütüyor.
©Sonhaber.eu