Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından uygulanan Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) yayınlandı. Almanya’da 15 yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen bilimlerindeki başarısının, PISA araştırmalarının başladığı 2000 yılından bu yana en düşük seviyeye gerilediği görüldü.

OECD’nin 2025 PISA araştırmasına göre öğrencilerin yaklaşık üçte biri asgari yeterlilik seviyesine ulaşamadı. Sonuçları “dramatik” olarak değerlendiren Federal Eğitim Bakanı Karin Prien, öğrenci yapısının yıllar içinde değiştiğini ve okulların geçmişe göre daha fazla sorumluluk üstlenmek zorunda kaldığını söyledi.

Araştırma, Almanya’da öğrencilerin ailelerinin sosyal ve ekonomik durumunun eğitim başarısında önemli bir fark yarattığını da gösterdi. Sosyoekonomik açıdan avantajlı ve dezavantajlı öğrenciler arasındaki okuma puanı farkı OECD ülkelerinde ortalama 89 puanken, Almanya’da 113 puana çıktı.

PISA araştırması
PISA (Programme for International Student Assessment), 15 yaşındaki öğrencilerin okuma, matematik ve fen bilimleri alanlarındaki bilgi ve becerilerini ölçen uluslararası bir araştırma. Çalışma üç veya dört yılda bir gerçekleştiriliyor.
PISA 2025 araştırmasına dünya genelinde 91 ülkeden yaklaşık 760 bin öğrenci katıldı. Almanya’dan ise 250 okuldan 6 bin 700 öğrenci araştırmada yer aldı.
Bu yılki araştırmada fen bilimlerine özel ağırlık verildi. Ayrıca dijital dünyada öğrenmenin bir parçası olarak öğrencilerin model temelli problem çözme becerileri de incelendi.


Almanya PISA tarihindeki en düşük sonuçlarını aldı
Almanya için PISA sonuçlarının ayrı bir önemi bulunuyor. İlk araştırmanın 2000 yılında açıklanması, Alman öğrencilerin uluslararası karşılaştırmada beklenenden düşük sonuçlar alması nedeniyle ülkede “PISA şoku” olarak adlandırılmış ve eğitim sistemi üzerine geniş çaplı tartışmalara yol açmıştı.

Ardından yapılan düzenlemelerle Almanya’nın PISA performansında yükseliş yaşandı. Ancak bu eğilim kalıcı olmadı ve öğrencilerin sonuçları 2015 yılından bu yana yeniden gerilemeye başladı. 2025 araştırması da bu eğilimi daha açık bir şekilde ortaya koydu.

Her üç öğrenciden biri asgari seviyeye ulaşamıyor
Araştırmanın ortaya koyduğu en ciddi sorunlardan biri, temel yeterlilik seviyesine ulaşamayan öğrencilerin oranı. Almanya’da yaklaşık her üç öğrenciden biri ölçülen alanlarda asgari seviyeyi yakalayamıyor.

Matematikte öğrencilerin ortalama puanı 464 olarak ölçüldü. Öğrencilerin yaklaşık üçte biri bu alanda temel olarak kabul edilen asgari yeterlilik seviyesine ulaşamadı.

Okuma becerilerinde ise Almanya’nın ortalama puanı 465 oldu. Bu alanda da öğrencilerin yaklaşık üçte biri temel yeterlilik seviyesinin altında kaldı. Araştırmada okuma becerilerindeki gerilemenin yaklaşık bir eğitim-öğretim yılına karşılık geldiği belirtildi.

Köln-Brüksel Havalimanı hızlı tren seferleri başladı
Köln-Brüksel Havalimanı hızlı tren seferleri başladı
İçeriği Görüntüle

Fen bilimlerinde öğrencilerin ortalama puanı 486 olarak ölçüldü. Bu alanda asgari yeterlilik seviyesine ulaşamayan öğrencilerin oranı ise yaklaşık dörtte bir oldu.

Eğitim Bakanı: Dramatik sonuçlar
Eğitim Bakanı Karin Prien, sonuçları “dramatik” olarak değerlendirdi ancak sorunun tek bir nedene bağlanamayacağını söyledi.

Prien’e göre Almanya’daki öğrenci yapısı yıllar içinde önemli ölçüde değişti. Bakan, göçün yanı sıra çocuk yetiştirme biçimleri, ailelerin yaşam koşulları, tek ebeveynli ailelerin sayısı, ekran başında geçirilen süre ve sosyal medyanın da etkili olduğunu belirtti.

Bu değişimle okulların sorumluluğunun arttığını söyleyen Prien, eğitim kurumlarının geçmişe göre daha fazla görev üstlenmek zorunda kaldığını ifade etti.

Ailenin sosyal durumu eğitim başarısında büyük fark yaratıyor
PISA sonuçlarına göre Almanya’da öğrencilerin sosyal ve ekonomik koşulları eğitim başarısında önemli rol oynuyor.

Okuma becerisinde sosyoekonomik açıdan en avantajlı ve en dezavantajlı ailelerden gelen öğrenciler arasında 113 puanlık fark bulunuyor. Bu fark 2009’da 104 puanken, OECD ülkelerinde günümüzde ortalama 89 puan.

En yüksek başarı seviyesine dezavantajlı öğrencilerin yalnızca yüzde 2’si ulaşırken, avantajlı ailelerden gelen öğrencilerde bu oran yaklaşık yüzde 25.

Prien ailelerin rolüne de işaret etti
Prien, düşük sonuçların sorumluluğunun yalnızca okullara yüklenemeyeceğini belirterek ailelerin rolüne de dikkat çekti.

Çocuklarına kitap okuyan ebeveynlerin sayısının azalmasını sorunlardan biri olarak gösteren Prien, ebeveynlerin telefonla uzun süre vakit geçirmesinin de çocukların gelişimini etkileyebileceğini söyledi. Bakan, eğitim sisteminin bu sorunları tek başına çözemeyeceğini ve ailelerin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini savundu.

Öncelik anaokulu ve ilkokulda olmalı
Prien’e göre eğitimdeki gerilemeyi tersine çevirmek için önümüzdeki birkaç yıl boyunca anaokulları ve ilkokullara öncelik verilmesi gerekiyor.

Çocukların dil ve gelişim sorunlarının daha erken belirlenmesi ve ihtiyaç duyanların ilkokula başlamadan önce desteklenmesi planlanıyor. Okuma, yazma ve matematik gibi temel becerilerin güçlendirilmesi de hedefleniyor.

Prien, sorunların ortaöğretime bırakılması halinde okulların eksikleri sonradan gidermek zorunda kaldığını belirtti. Almanya’nın bütçe durumunun sıkışık olduğuna da dikkat çeken Bakan, eğitime daha fazla kaynak ayrılması gerektiğini söyledi.

Dezavantajlı okullara 20 milyar euroluk destek
Almanya’da sosyal açıdan dezavantajlı bölgelerdeki okulları desteklemek amacıyla Startchancen-Programm uygulanıyor. Program kapsamında on yıl boyunca toplam 20 milyar euro kaynak ayrılması öngörülüyor.

Prien, eğitimdeki gerilemeyi tersine çevirmeye yönelik çalışmaların sonuçlarının kısa sürede görülmesini beklemenin gerçekçi olmadığını ve etkilerin ortaya çıkmasının yıllar alabileceğini belirtti.
©Sonhaber.eu

Fotoğraf: Yapay zeka