Türkiye ve Avrupa Birliği İlişkilerinde Gelinen nokta ve son gelişmeler” konulu program, Hollanda Stratejik Düşünce, İnavasyon Organizasyonu Başkanı Saadet Koral tarafından organize edildi.

T.C. Amsterdam Başkonsolosluğu hakkında bilgi

İş adamları, STK temsilcileri, Türk kökenli siyasetçiler ve davetlilerden oluşan yaklaşık 50 davetliye ( Salonun kapasitesi 50 kişi ) Konferans öncesi Başkonsolos Tolga Orkun, konsolosluk binası hakkında bilgi verdi. Hollanda’nın en ünlü meydanlarından Museumplein 17 adresindeki tarihi binanın Hollanda’daki Türk vatandaşlarına hizmet etmek için gün sayıyor. Alındıktan sonra tarihi dokusuna uygun olarak restore edilen Başkonsolosluk binasının bir yanında Rusya, diğer yanında ABD başkonsoloslukları bulunuyor. Mesumplein’e bakan giriş yönü ile aynı zamanda ünlü ressam Van Gogh Müzesine ve ünlü, tarihi konser salonu Concertgebouw’a komşu.

Türk insanına yakışır, gururla “ İşte bizim konsolosluğumuz diyebileceğimiz binayı bulana kadar 104 değişik binaya baktık, nihayet burayı istiyorduk ve oldu” diyen Başkonsolos Tolga Orkun, her ne kadar anlatmasa da binanın diğer taliplilerinin kıskandıran bir girişimle alındığını öğrendik. Yıllardır yılan hikayesine dönen Amsterdam başkonsolosluğu sorununun da çözülmüş olmanın verdiği mutlulukla Tolga Orkun, “ Henüz açılmadık ama ilk etkinliğimizi konferans salonumuzda gerçekleştiriyoruz. Salonumuz sizlerin bu tür organizasyonlarınız için her zaman emerinizdedir.Biz burada masa başında oturmak için değil sizlere hizmet etmek için bulunuyoruz. Benim sizlerden bir farkım yok. O yüzden buraya gelirken evinize geliyormuş gibi hissedin kendinizi” dedi.

konferans 2

AB’ye girmediysek bu bizim eksikliğimiz

Prof. Dr. Harun Arıkan sohbet tadında sunumuna AB’nin tarihçesini anlatarak başladı. Bu zamana kadar AB’nin Türkiye’yi dışlamak yerine almak için adeta can attığını belirten Arıkan, 1960 ihtilali, 1970 muhtırası, 1980 darbesi öncesi AB’nin ( Eski adı ile AET*Ortak Pazar ) Türkiye’ye ortaklık için yaptırımlarının bu kadar ağır olmadığını söyledi. Fakat yaşanan ihtilal muhtıra ve darbeler sonucu Türkiye kendi meseleleri ile uğraşmaktan AB’ne üyelik konusuna gerekken ehemmiyeti vermediğini belirtti.

“Türkiye 70’li yıllarda ekonomisini rekabet edebilecek düzeye getirmek için 22 yıllık süre istemiştir. Bu sürenin bitmesiyle birlikte Türkiye AB ile Gümrük Birliğine girmiştir. Yani AB istedi değil biz istedik diye olmuştur” diye sözlerine devam eden Arıkan, “Dünya’da iki süper güç arasından soğuk savaşın bitmesi, SSCB’nin dağılması ile AB’ne üye olmak isteyen ve olan ülke sayısı artınca yaptırımlar ard arda gelmiştir.” Dedi.

1964 Anlaşmasının ardından yapılan Roma Antlaşmasına göre, her Avrupa ülkesinin AB’ne tam üyelik için başvurma hakkı vardır maddesinden hareketle Türkiye bu hakkını kullanarak tam üyelik için başvurmuştur. Önümüze konan ev ödevlerinden 70 yaptırımın çoğu yerine getirildiği halde hala engellerin konulması düşündürücüdür. Soğuk Savaş yıllarında Türkiye bir Avrupa ülkesi olarak kabul edilirken, şimdi Türkiye Avrupa ülkesi mi Asya ülkesi mi diye kafaları karıştırmak manidardır. Elbette Türkiye toprak bütünlüğünü korumak için bazı önlemler almak zorundadır, Avrupa maalesef Türkiye’nin terörle mücadelesinde, FETÖ ile mücadelesinde tam anlamıyla Türkiye’ye destek vermemektedir.

İngiltere’nin ayrılması AB’yi daha da güçlendirdi

Sorulan bir soru üzerine Arıkan, İngiltere’nin AB’den ayrılmasının birliğin parçalanmasına neden olmayacağına aksine daha da güçlendireceğine inandığını söyledi.
İkinci Dünya savaşı sonrası oluşan iki süper gücün arasında sıkışıp kalan Avrupa ülkeleri AB’ni kurarak üçüncü bir güç oluştur muşlardır. Şu anda dengeler, bir yanda Rusya, diğer yanda ABD, Çin ve Avrupa var. Bu güçlere karşı kendini korumak ve ayakta kalabilmek için AB var olmak zorunda.

Dünyada gelişen olaylara baktığımızda AB Türkiye’yi de yanına almakla daha da güçlenecektir. Türkiye her ne kadar bir çok sorunla uğraşıyor olsa da, şu anda dünya en istikalı gelişen, devasa yatırımlarla dikkat çeken, büyüyen bir ülke konumunda. Avrupa’nın Türkiye’ye ihtiyacı her zaman olduğundan daha fazla. Dünyanın duvarlara değil köprülere ihtiyacı var. Her ne kadar dışa yansımıyorsa da Türkiye diplomasi gücünü çok iyi kullanmasını bilen bir ülke. Avrupa’da yaşayan sizlere düşen görev lobi oluşturmak. Bugün Japonya’nın Brüksel’de bin’e yakın lobi kuruluşu var. Artık işler böyle yürüyor. Bizim eksik kaldığımız nokta ne ekonomimiz, ne demokrasimiz, ne de başka şeyler. Ben sadece lobicilik faaliyetlerinin tam yapılmadığını, yapıldığı takdirde sonuca daha kısa zamanda ulaşılacağına inanıyorum” dedi.

konferans 5

Koral: Umudumuzu ikiye katladı

Hollanda Stratejik Düşünce, İnavasyon Organizasyonu Başkanı Saadet Koral programın bitiminde Son Haber’e yaptığı açıklamada, “ Çok verimli aydınlatıcı bir program oldu. Bu bizim Hollanda’da ikinci programımız. Amsterdam Başkonsolosluğumuzla birlikte düzenlemiş olduğumuz, Türkiye ve Avrupa Birliği İlişkilerinde Gelinen nokta ve son gelişmeler konulu konferans için başta Başkonsolosumuz sayın Tolga Orkun’a, ağır grip olmasına rağmen konuşmacı olarak gelen Prof. Dr. Harun Arıkan’a ve bu yoğun kar yağışına rağmen salonumuzu dolduran, Türkiye sevdalısı insanlarımıza teşekkür ediyorum. Sayın Arıkan kendisinden öğrenmek istediğimiz konuları zamanın elverdiğince anlattı. Davetlilerin hepsi de böyle bir konferans için tek tek teşekkür etiler ve devam etmesini istediler.

Türkiye-AB ilişkilerinde bizleri nelerin beklediğini; son yıllarda gittikçe yükselen tansiyon, Türkiye’ye karşı sert ve olumsuz tavırlar dikkat çekiyor. 2016 yılında sadece Türkiye ve Avrupa’da değil, tüm dünyada bir belirsizlik ve karamsarlık hakim oldu.

AB’nin kendi içinde yaşadığı sıkıntılara en bariz örnek Yunanistan’ın ekonomik olarak yaşadığı sorunlar, diyebiliriz. İngiltere’nin AB’den ayrılması, ABD’de Trump’un başkan seçilmesi, AB vatandaşlarının kimlik ve bağımsızlıklarının ellerinden alınıyor duygusunun oluşmasına neden olduğu için aşırı sağ yükselişe geçmesi. Türkiye ise kendi bölgesinde Rusya, İran ile yaşadığı sorunlar, Irak’ta siyasi boşluk ve güvensizlik, Terör olayları, Suriye’de devam eden savaş sonucu mülteci sorunu ile uğraşmaktadır. Bunlarla birlikte 15 Temmuz Darbe girişimi sonucu yaşanan gelişmeler gibi konularda Sayın Arıkan aklımızda oluşan tüm soruları tek tek cevapladı.

Bu anlatılanlardan sonra 2017 yılında AB ile Türkiye arasındaki ilişkilerin yeni dinamiklerle ilerleyeceğine ve Sayın Arıkan’nın da bigi ve belgelerle sunumu, ''AB’nin Türkiye’ye her zamankinden daha fazla ihtiyacı var” var sözleri ile umudumuz ikiye katlandı” dedi.

konferans 4

©SONHABER.EU