Haberlerimizi İnstagram , TikTok ve Youtube hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.

Hollanda’da gelir ve servet dağılımındaki bozulma, yalnızca ekonomik eşitsizlikle sınırlı kalmayarak siyaset ve demokrasi üzerinde de etkisini giderek artırıyor. Yardım ve insan hakları kuruluşu Oxfam Novib tarafından yayımlanan son araştırmalar, ülkedeki süper zenginlerin hem ekonomik güçlerini büyüttüğünü hem de bu gücü siyasi etki alanına taşıdığını ortaya koyuyor.

Oxfam Novib’in Dünya Ekonomik Forumu öncesinde yayımladığı rapora göre, Hollanda’nın en varlıklı 500 kişisinin toplam serveti 273 milyar euroya ulaştı. Bu rakam, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık 20 milyar euroluk bir artışa işaret ediyor. Raporda, servet artış hızının genel ekonomik büyümenin oldukça üzerinde seyrettiğine dikkat çekiliyor.

En zengin 500 kişi, ülke nüfusunun yalnızca binde üçlük bir bölümünü oluşturmasına rağmen, Hollanda’daki toplam hanehalkı servetinin yüzde 9’unu elinde bulunduruyor. Bu grubun sahip olduğu toplam varlık miktarı, ülkenin en yoksul yüzde 50’lik kesiminin sahip olduğu servetin yaklaşık dört katına denk geliyor. Oxfam Novib, bu tablonun gelir adaletsizliğinin ne denli derinleştiğini açıkça ortaya koyduğunu vurguluyor.

Küresel ölçekte de benzer tablo
Araştırmada küresel ölçekte de benzer bir servet yoğunlaşmasına dikkat çekiliyor. Dünyanın en zengin üç bin kişisinin toplam servetinin geçen yıl 18,3 trilyon dolara yükseldiği belirtiliyor. Bu miktarın, dünya nüfusunun en alt gelir grubunda yer alan 3,6 milyar insanın sahip olduğu toplam servetin iki katına ulaştığı ifade ediliyor.

Oxfam Novib’e göre, söz konusu süper zengin grubun yalnızca bir yıl içinde elde ettiği 2,5 trilyon dolarlık yeni servet, küresel ölçekte açlığı sona erdirmeye yetecek büyüklükte. Kuruluş, bu verilerin küresel ekonomik sistemdeki dengesizliğin boyutunu gözler önüne serdiğini kaydediyor.

Servet artışı siyaseti de etkiliyor
Oxfam Novib Direktörü Michiel Servaes, servet artışının yalnızca ekonomik sonuçlar doğurmadığını, aynı zamanda siyasi etkilerinin de giderek daha görünür hale geldiğini belirtiyor. Servaes’e göre süper zenginler, sahip oldukları mali güç sayesinde siyasi karar alma süreçlerine daha doğrudan müdahil olabiliyor.

ABD’de uygulanan vergi indirimleri ile çok uluslu şirketleri koruyan politikaların bu eğilimi hızlandırdığına işaret eden Servaes, benzer dinamiklerin Hollanda’da da görülmeye başladığını vurguluyor. Raporda, ekonomik gücün siyasi etkiye dönüşmesinin demokratik denge açısından ciddi riskler barındırdığı ifade ediliyor.

Medya ve kamuoyu üzerindeki etki
Raporda ayrıca süper zenginlerin medya alanındaki etkisinin de giderek arttığına dikkat çekiliyor. Küresel ölçekte sosyal medya platformlarının onda dokuzunun yalnızca altı milyarderin kontrolünde olduğu belirtiliyor. Bu milyarderlerin medya kuruluşlarını satın alarak yayın politikaları üzerinde doğrudan etki kurabildiği, bunun da kamuoyunun şekillenmesi açısından önemli riskler taşıdığı vurgulanıyor.

Lobi faaliyetleriyle siyasete etki
Oxfam Novib, Hollanda’da da büyük bağışlar, güçlü lobi faaliyetleri ve siyaset ile iş dünyası arasındaki geçişkenliğin arttığını ortaya koyuyor. Araştırmada, özellikle ABD’de görev süresi sona eren çok sayıda eski siyasetçinin lobicilik faaliyetlerine yöneldiği ve bu ağların yasa yapım süreçlerinde etkili olduğu kaydediliyor.

Kuruluşa göre Hollanda’da da süper zenginlerin etkili bir lobi ağına sahip olduğu görülüyor. Servaes, büyük bağışların ve yakın ilişkilerin, siyaset ile lobi dünyası arasındaki bağlantıyı güçlendirdiğini ve politika üzerindeki etkilerin giderek arttığını ifade ediyor.

Demokrasi uyarısı
Oxfam Novib, küçük bir grubun politika üzerinde orantısız bir etki kurmasının demokrasiyi zayıflatacağı uyarısında bulunuyor. Kuruluş, süper zenginler için özel bir servet vergisi getirilmesini savunarak, en güçlü kesimin topluma daha fazla katkı sunmasının demokrasiye olan güveni artıracağını belirtiyor.

Dünyada bir ilk: Hollanda’da 3D yazıcıyla üretilen kalça implantı insana takıldı
Dünyada bir ilk: Hollanda’da 3D yazıcıyla üretilen kalça implantı insana takıldı
İçeriği Görüntüle

Ayrıca siyasi partilere yapılan bağışların üst sınırının düşürülmesi talep ediliyor. Mevcut uygulamada bireylerin 100 bin euroya kadar bağış yapabildiği hatırlatılırken, bu tutarın 2.500 euro ile sınırlandırılması isteniyor. Şirket bağışlarının ise tamamen yasaklanması gerektiği vurgulanıyor. Buna ek olarak, eski siyasetçilerin sahip oldukları bağlantıları lobicilik amacıyla kullanmalarını engelleyecek düzenlemelerin hayata geçirilmesi çağrısında bulunuluyor.
©Sonhaber.eu