Haberlerimizi İnstagram , TikTok ve Youtube hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.
Hollanda’da hastalık veya engeli nedeniyle çalışamayan neredeyse yarım milyon kişinin, normal şartlarda alması gereken malullük ödeneğini alamadığı ortaya çıktı. Yapılan araştırmalar, bu kişilerin mevcut sistemin dışında kaldığını göstedi.
De Groene Amsterdammer ve Trouw gazeteleri adına Spit tarafından yapılan araştırmaya göre yaklaşık 445 bin kişi bu durumda. Söz konusu kişiler, herkesin uygun teşvikler sağlandığında çalışabileceği varsayımına dayanan Participatiewet (Katılım Yasası) kapsamında değerlendiriliyor.
Hesaplamalar, Merkezi İstatistik Bürosu (CBS) verileri ile diğer araştırmaların analizine dayanıyor. CBS’nin İşgücü Anketi’nden (Enquête Beroepsbevolking) elde edilen verilere göre, 2024 yılında sosyal yardım alan ve çalışamayacak kadar hasta olduğunu belirten kişi sayısı yaklaşık 200 bin olarak hesaplandı.
2022 yılında Çalışma Müfettişliği (Arbeidsinspectie) tarafından yapılan araştırmada da benzer bir tablo ortaya koydu. Belediyelerde görev yapan danışmanlar, danışanlarının yüzde 63’ünün (yaklaşık 268 bin kişi) özellikle sağlık nedenleriyle çalışamayacak durumda olduğunu belirtiyor. Uzmanlar, gerçek sayının daha da yüksek olabileceğini ifade ediyor.
CBS verileri ayrıca yaklaşık 245 bin kişinin çalışma engeline sahip olmasına rağmen sistem dışında kaldığını gösteriyor. Bu kişiler ne bir işte çalışıyor ne de herhangi bir ödenek ya da sosyal yardım alıyor.
Veriler, bu grubun hızla büyüdüğüne de işaret ediyor. 2015 yılında Participatiewet’in yürürlüğe girmesinden bu yana, hastalık veya engel nedeniyle çalışamadığını belirten ve sosyal yardım alan kişi sayısının iki katına çıktığı vurgulanıyor.
Hak kaybı nasıl oluşuyor?
Araştırmaya göre hastalığı veya engeli bulunan bazı kişiler, malullük ödeneği yerine sosyal yardım sistemine (bijstand) yönlendiriliyor ya da hiçbir ödenek alamıyor.
Örneğin, normal şartlarda WIA (iş göremezlik ödeneği) alabilecek bir kişi, haftada birkaç saat çalışabilecek durumda olduğu gerekçesiyle bu haktan mahrum kalabiliyor.
Bazı kişiler ise hastalandıklarında sabit bir işte çalışmadıkları ya da serbest meslek sahibi oldukları için WIA ödeneğine hak kazanamıyor. Bu durum, ciddi bir hak kaybına yol açıyor. Araştırmacılar, bu grubun büyüklüğünün yıllardır artmaya devam ettiğini vurguluyor.
Yeni hükümetin yaklaşımı
Yeni azınlık hükümetinin koalisyon planları da mevcut çizgiyi sürdürüyor. Planlarda, hastalık ve iş göremezlik sisteminin daha “etkinleştirici” hâle getirilmesi gerektiği belirtiliyor. “Birincil odak noktasının” işe hızlı ve etkin yönlendirme olması gerektiği ifade ediliyor. Ayrıca koalisyon, uzun süreli iş göremezlik durumunda olan kişileri yeniden değerlendirme sürecinden muaf tutan düzenlemeyi kaldırmayı hedefliyor.
Son güvence: Sosyal yardım
Hükümetin son güvence mekanizması ise Participatiewet kapsamında düzenlenen sosyal yardım ödeneği. Bu yasa, kişileri işe yönlendirmek amacıyla mali teşvikler, kurallar, denetimler ve yaptırımlar içeriyor.
Örneğin geliri olan bir partnerle birlikte yaşıyorsanız sosyal yardım ödeneği alamıyorsunuz. Ayrıca en fazla 8 bin euro tasarruf ve diğer mal varlığına sahip olmanıza izin veriliyor. Gelir ve harcamalar düzenli olarak denetleniyor. İş göremezlik ödeneğinde ise bu tür koşullar bulunmuyor. Bu nedenle yaklaşık 200 bin kişi sosyal yardım kriterlerinin dışında kalıyor.
“Çıkışı olmayan yol”
Sosyal ve Kültürel Planlama Bürosu’nda iş gücü piyasası politikaları üzerine araştırmalar yapan ve Participatiewet’i değerlendiren Patricia van Echtelt’e göre, hastalık veya engel nedeniyle çalışamayan kişiler için bu yasa adeta çıkışı olmayan bir yol hâline gelmiş durumda.
Van Echtelt, “Bu kişiler, devletin sürekli omuzlarının üzerinden izlediği katı bir sistemin içinde bulunuyor ancak buradan çıkamıyorlar” değerlendirmesinde bulunuyor. “Participatiewet geçici bir güvenlik ağı olarak tasarlandı, ancak birçok kişi için son durak haline geldi” ifadelerini kullanıyor.
©Sonhaber.eu