Her gittiği yerde konuşmasına soru sorarak başlayan Bozkurt’a bu kez biz sorduk, o cevapladı:
SH: Sayın Emine Bozkurt, her gittiğiniz yerde konuşmanıza, Kimler bu güne kadar oy kullandı Hollanda’da? Peki, Türkiye’deki genel seçimler için mi, Hollanda genel seçimleri için mi oy kullandınız, sorularını neden sorma gereği duyuyorsunuz?
EB: İstatistiklere göre Hollanda’da yaşayan Türklerin Türkiye seçimlerinde oy kullanma oranları, Hollanda seçimlerinde oy kullanma oranlarından çok daha yüksek olduğu görülüyor.
Son Haber: Türkiye için oy kullanmasınlar mı?
EB: Elbette kullansınlar, kalbimiz Türkiye ile birlikte atıyor, elbette oy kullanalım, fakat aynı heyecanla Hollanda seçimlerinde de oy kullanalım. Hatta kendimiz oy kullanmaya gittigimiz gibi ailemizin, eşimizin dostumuzun, komşularımızın kullandığından da emin olalim. Çünkü bizim çocuklarımızın hayatı burada. Hollanda seçimleri bizleri doğrudan etkiliyor.
SH: Oy kullanmak demokratik bir hak, fakat bu hakkı kullanıp kullanmamak kişilerin kendi elinde. Öyle bir sebep söyleyin ki, insanlar ben işte sadece bu sebep için bile oy kullanmak zorundayım desinler.
EB: Bir çok neden var elbette ama başlıca nedenlerden birisi şu bence: Bütün dünyada oldugu gibi ülkemizde de ( Hollanda’da ) maalesef yabancı düşmanlığı yükseliyor ve aşırı sağ partiler yükselişte. Yani hem bizlere karşı ayrımcılığın kural haline gelmesi tehlikesi var, hem de sağ partilerin iktidara gelmesi halinde sosyal güvencelerimizin elimizden alınma riski var.
Tribünde seyirci değil sahada oyuncu olun
SH: Daha once bir konuşmanızda oy kullanmayı futbol maçına benzetmiştiniz neydi o?
EB: Sandıklara gidin, oyunuzu kullanın. Çünkü futbol sahalarda oynanır. Tribünlerde izleyici olmak yerine, hayatımızın her alanını etkileyecek bu en önemli konuda seyirci değil, oyuncu olmak gerekir. Dışardan bakarak, şikayet ederek degil, oy kullanarak, demokratik haklarımızı kullanarak bizleri, ailelerimizi etkileyen konuları yönlendirebilir, etkileyebiliriz. Aksi takdirde tribünlerde kendi halimize seyirci kalırız.
SH: Her parti kendisi için oy istiyor ve ne kadar farklı gerekçeleri de olsa en iyisinin kendi programları olduğunu söylüyor. Sizin diğer partilerden farkınız nedir?
EB: Benim için bu sorunun cevabı, siyasetçi olmadan önce de belliydi. İşçi ailelerinin çocukları olarak bugün bizler buradaysak, arkadaşlarım Hollanda Parlamentosu’nda, ben de Avrupa Parlamentosu’nda halkı temsil etmişsek, bunu PvdA’nin temsil ettigi sosyal demokrasiye borşuluyuz.
SH: Sizi PvdA’nın bir parçası yapan bu neden midir?
EB: Evet bununla birlikte ben Zaandam’in Poelenburg semtinde bir işçi ailesinin çocugu olarak büyüdüm. Yaşadığım çevrede sosyal demokrasinin etkilerini doğrudan yaşadım, hepimiz yaşadık.
SH: Sosyal demokrasinin etkilerini nasıl yaşadınız, nedir bu etkiler?
EB: Çifte vatandaşlık, göçmenlere seçme ve seçilme hakkının verilmesi doğrudan sosyal demokrasinin bir getirisidir. Bizler parlamentolarda halkı temsil etmişsek ve sizler, bizler oy kullanıyorsak, bu sosyal demokratların sayesindedir.
Çünkü eşitlik, sosyal demokrasinin temelinde vardır. Sosyal devlet ilkesi sayesinde sosyal güvencelerimiz, ödeneklerimiz var.
SH: Sosyal güvence ve sosyal ödenekler, diğer partiler tarafından kısıtlanmak isteniyor, PvdA’nın bu konularda tutumu nedir?
EB: Güzel bir soru. Yalanan ekonomik kriz sonucunda VVD gibi partiler çok ugraştı, soyal ödenekleri kesmek için fakat sosyal demokrat PvdA direndi ve geri alınmak istenen her sosyal ve ekonomik hak için direnmeyede devam edecektir.
SH: Düşük gelirli çocukların yüksek eğitim almaları neredeyse imkansız halde geldi, bu tesbite katılıyor musunuz?
EB: Evet, eğitim hakkımız var, fakat bizler fakir mahallelerden iyi okullara gittik. Ama çocuğu olan hepimiz biliyoruzki mücadele bitmedi. Hala karşılaştığımız sorunlar var. Çocuklarımızı düşük seviyedeki okullara yönlendirme egilimi var. İşte bunlarla mücadele etmeyi hedefleyen bir partiye oy vermek cok önemli.
SH: 10 yıl boyunca Avrupa Parlementosun’da çok şeyler neler yaptınız, fakat bunları çoğu insane bilmez. Kısaca hatırlatır mısınız?
EB: Ben 2004’ten 2014’e kadar Avrupa Parlamentosu’nda milletvekiliydim. 10 yıl boyunca hem Türkiye ile hem de Hollanda’da yaşayan Türklerle ilgili sayısız çalışma yaptım.
Emekli olup Türkiye’ye dönen vatandaşlarımızın ödeneklerinde kesinti yapılmasına karşı yaşanan ayrımcılıklara karşı ve Türklerin Hollanda toplumunda daha iyi temsil edilmesi için sürekli çalıştım, gençlerimizi destekleyerek siyasete katılımaları için gençlerle bir araya geldim, üniversitelere, derneklere gittim. Avrupa Komisyonu’nun, Avrupa Parlamentosu’nun gündemine hep Türklerin sorunlarını taşıyıp çözüm bulunması için gece gündüz çalıştım.
SH: Bu kadar değil elbette. Çok özel diyebileceğimiz çalışmalarınız da oldu, biz biliyoruz ama bir kez de okurlarımı için anlatır mısınız?
EB: Türkiye’nin üyelik müzakereleri başlamasına katkıda bulundum. Parlamentoda bulunduğum süre içerisinde her türlü ayrımcılıkla mücadele ettim. Irkçılık, İslamofobi gibi ayrımcılıklara karşı etkinlikler düzenledim, kararlar çıkartım. Küçük bir örnek vermek istiyorum, KPN 2012 yılında sadece Hollanda vatandaşları için bir ucuzluk kampanyası başlatmıştı. Bu öğrenir öğrenmez KPN’in CEO’sunu arayarak olayın düzelmesini ve indirimin Hollanda'da yaşayan herkes için geçerli olmasını sağladım.
Çocuk istismarcılarına yönelik parlementodan sunduğum yasa önergesinin kabul edilmesi ile çocuk istismarcılarını amansız bir takibe alınmalarını sağlıyarak onların diğer Avrupa ülkelerinde suç işlemelerine engel oldum. Organize suçlarla mücadele ettim, yine Avrupa Parlementosu’na verdiğim yasa öndergesinin kabulü ile yolsuzluk yapan bankerlerin en az 4 yıl hapis cezası almalarını sağladım.
SH: Peki, sokatataki vatandaşların size ulaşması kolay oldu mu? Toplumda şöyle bir düşünce hakim: Siyasiler seçimden seçime gelir, görünür, oy ister seçlinince bir daha ortalarda görünmez, bu doğru mu?
EB: Benim için doğru değil. Sorunlar, şikayetler iletilebilsin diye kapım her zaman açık oldu. Gerek E-mail ile, gerek toplantılar sırasında bana ulaştırılan tüm sorunlarla ilgilenmek hep en büyük önceliğim oldu. Ve şimdi bu çalışmalarıma Hollanda Parlamentosu’nda sizleri temsil ederek devam etmek istiyorum. Ve sizlere özellikle bizleri en cok ilgilendiren konularda yapmayı amaçladığımız çalışmaları anlatmak istiyorum.
SH: Buyrun anlatın nedir bu çalışmalar, seçildiğiniz takdirde neler yapmaya söz veriyorsunuz?
EB: Bizim için seçim proğramımızın en önemli konuları herkesin bir işte çalışması ve o işten geçimini sağlayabilecek para kazanmasını sağlamak, bütün çocukların eşit imkanlara sahip olması, eşit işe, eşit ücret alabilmesi. Bunlar zaten sosyal demokrasinin en önemli konularıdır ve her ne olursa olsun, bunlar için mücadele etmeye devam edecegiz.
PvdA için cok önemli olan bir konu da farklı grupların birlikte yaşadığı mahallelere, Hollanda’da yasayan herkesin gittigi okullara, spor ve kültür merkezlerine ve derneklere yatırım yapmaya devam edilmesi. Cünkü birbirimizle komşu olarak, cocuklarımızı beraber oynatarak bu ülkede hep beraber yasayabiliriz ancak. Ayrı ayrı, birbirimizi tanımadan birlikte yaşamak olmaz.
Eşitlik ilkesi ve ayrımcılık yapma yasağı sözde kalmasın, bu ülkede yasayan herkes, burada yasayanların, buraya evim diyenlerin ceşitliliği ile gurur duysun istiyoruz.
Ayrıca ayrımcılıkla mücadele etmek icin daha cok uzman polis işe alacagız. Ve ayrımcılıkla ilgili yasakları daha etkili olarak uygulayacagız. Ayrımcılığa uğramis insanların polise erişimin kolaylaştıracağız.
Polis teşkilatında bir kültür değişimi yaratacağız. Etnik kimliği yüzünden kimlik sorulmasi, arabalarımızın durdurulması, isyerlerimize aniden denetim yapılması gibi durumlari engellemek için polisleri daha iyi eğitecegiz ve onların farkındalıklarını artıracağız.
Hollandaca dilinin ögrenimi için kişiler dil kurslarinin parasını ödemede zorlanıyorsa, devlet yardim etmeli.
Irkçılığı, nefret sucu olarak kabul ediyoruz ve ırkçılık yapanlar için mevcut cezaları yükselteceğiz, bu konuda savcılara daha cok yetki verecegiz.
Ancak birlik olarak bize ayrımcılık yapanlara karşı güçlü bir lobi olarak iş yerlerinde, sosyal hayatın her alanında kendimize daha çok yer açabiliriz. Biz birbirimizle kavga edersek ne olur biliyor musunuz:
Bize ayrılmış olan bu küçücük pasta dilimi için birbirimizi kırar dökeriz. Pastanın en büyüğünü de rahat rahat diğerleri yer.
Hayir! O pastada bize düsen pay daha fazla. Biz bunu görmeliyiz. Bu oyuna gelmemeliyiz.
Bize ‘alin sizin payiniz bu, birbirinizi yiyin o pay için’ derlerse, ki, diyorlar. Bizim hakkımız o dilimde degil, bütün pastada vardır, çünkü hepimiz bu ülkenin vatandaşıyız.
SH: Çok güzel anlattınız, umarım mesajlarınız yerine ulaşır, bu söyleşi için çok teşekkür ediyoruz. Son cümlenizi alabilir miyiz?
EB: Ben de size çok teşekkür ederim. Ben özetle diyorum ki: hepbirlikte kazanmak için sizi oy kullanmaya ve birlik olmaya oyunuzu kullanmaya davet ediyorum.
©SONHABER.EU