SAĞLIK - YAŞAM

Araştırma: Esnemenin beyindeki gizli etkisi bulundu

Yeni bir araştırma, esnemenin sanılandan çok daha önemli olduğunu ortaya koydu. Bilim insanlarına göre esneme beynin işleyişini doğrudan etkiliyor.

Abone Ol

Haberlerimizi İnstagram , TikTok ve Youtube hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.

New South Wales Üniversitesi’nde yürütülen yeni bir bilimsel çalışma, günlük hayatın en sıradan reflekslerinden biri olan esnemenin, beyin fizyolojisi üzerinde daha önce bilinmeyen hayati bir etkisi olduğunu gözler önüne serdi. 22 katılımcı üzerinde gerçekleştirilen ileri teknoloji MR görüntülemeleri, esneme eyleminin beyin omurilik sıvısı (CSF) akışını, derin nefes almaktan tamamen farklı ve zıt bir yöne sevk ettiğini kanıtladı.

Ezber bozan MR sonuçları: Nefes almakla aynı değil
Araştırma ekibi, başlangıçta esnemenin vücuda sağladığı yüksek oksijen girdisi nedeniyle derin nefes alma ile benzer bir nörolojik tepki yaratacağını öngörmüştü. Ancak manyetik rezonans sonuçları bu hipotezi çürüttü.
Esneme esnasında, beyni korumak ve temizlemekle görevli olan beyin omurilik sıvısının beyin dokusundan uzaklaştığı saptandı. Sinirbilimci Adam Martinac, elde edilen verilerin beklenmedik olduğunu vurgulayarak, "Esneme, sıvıyı derin nefese kıyasla tam tersi istikamette hareket ettiriyor. Bu durum, refleksin mekanizmasına dair tahminlerimizin ötesinde bir tablo çiziyor" açıklamasında bulundu.

Beyin omurilik sıvısı (CSF) neden kritik?
Beyin ve omuriliği çevreleyen şeffaf bir yapı olan CSF, merkezi sinir sistemi için hayati fonksiyonlara sahip:

  • Koruma: Beyni sarsıntılara ve fiziksel darbelere karşı bir yastık gibi muhafaza eder.
  • Temizlik: Metabolik atıkların beyinden tahliye edilmesini sağlar.
  • Besleme: Sinir dokularına gerekli besin öğelerini taşır.

Bilim insanları, esnemenin bu sıvı dolaşımını manipüle etmesinin, beynin kendi kendini temizleme ve yenileme süreçlerinde kilit bir rol oynayabileceğini düşünüyor.

Beyni "reset"leme mekanizması: neden esniyoruz?
Cleveland Clinic verileriyle desteklenen çalışmada, esnemenin ardındaki tek nedenin yorgunluk olmadığı hatırlatıldı. Öne çıkan bilimsel teoriler şunlar:

  • Termoregülasyon (Isı Dengesi): Alınan yoğun havanın kan akışını etkileyerek beyni soğuttuğu tahmin ediliyor.
  • Uyanıklık Aktivasyonu: Monotonluk anlarında esnemenin beyni uyararak dikkat seviyesini yukarı çektiği belirtiliyor.
  • Sosyal Etkileşim: "Bulaşıcı esneme" olarak bilinen durumun, empati yeteneği ve sosyal gruplar arası bağ kurma ile ilişkili olduğu değerlendiriliyor.

Biyolojik parmak izi: Kişiye özel esneme
Araştırmanın en dikkat çekici çıktılarından biri de esneme biçimlerinin kişiden kişiye farklılık göstermesi oldu. Uzmanlar, her bireyin kendine has bir "esneme paterni" olduğunu ve bunun öğrenilen bir davranış değil, genetik ve nörolojik bir programlama olduğunu ifade ediyor. Bu çeşitlilik, esnemenin evrimsel süreçte kazanılmış derin bir biyolojik kökeni olduğu tezini güçlendiriyor.
©Sonhaber.eu

Fotoğraf: cottonbro studio