Haberlerimizi İnstagram , TikTok ve Youtube hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.
Almanya Federal İstatistik Dairesi (Destatis) tarafından 21 Şubat Uluslararası Anadil Günü dolayısıyla paylaşılan 2024 yılı Mikrozensus verileri, ülkedeki dil kullanımına ilişkin güncel tabloyu ortaya koydu. Açıklanan sonuçlara göre Almanya’da hanelerde Almanca dışındaki diller arasında ilk sırada Türkçe yer aldı.
Günlük yaşamda en fazla Almanca kullanılıyor
Araştırmaya göre Almanya’da yaşayan nüfusun yüzde 77’si 2024 yılında evlerinde yalnızca Almanca konuştuğunu bildirdi. Yüzde 17’lik kesim Almancayla birlikte en az bir dili daha kullandığını belirtirken, yüzde 6’sı ev içinde Almanca konuşmadığını ifade etti. Bu veriler, Almancanın günlük aile yaşamında açık ara en yaygın dil olmayı sürdürdüğünü gösteriyor.
Türkçe ikinci sırada
Bununla birlikte yaklaşık 15,5 milyon kişi evinde Almanca dışında bir dili ağırlıklı ya da tamamen kullandığını beyan etti. Bu grubun yüzde 14’ünü Türkçe konuşanlar oluşturdu. Böylece Türkçe, Almanya genelinde Almancadan sonra en sık kullanılan dil konumuna yerleşti.
Türkçeyi yüzde 12 ile Rusça, yüzde 9 ile Arapça izledi. Diğer diller ise daha düşük oranlarda kayıtlara geçti.
Çok dilli hanelerde ortak dil Almanca
Çok dilli hanelere ilişkin veriler de dikkat çekti. Almancayla birlikte başka bir dil konuştuğunu belirtenlerin yaklaşık dörtte biri (Yüzde 26) ev içinde ağırlıklı olarak Almanca kullandığını ifade etti.
Buna karşılık bu grubun yaklaşık dörtte üçü (yüzde 74), Almanca dışında bir dili baskın olarak tercih ettiğini bildirdi. Bu durum, Almanya’da çok dilliliğin yaygınlaştığını ancak dil tercihlerinin hanelere göre farklılık gösterdiğini ortaya koydu.
Göç geçmişi olan nüfus
Göç geçmişine sahip nüfus özelinde yapılan değerlendirme de Türkçenin konumunu teyit etti. Almanya’da 21,4 milyon kişi göçmen kökenli olarak tanımlanıyor. Bu grubun yüzde 22’si evde yalnızca Almanca konuştuğunu belirtirken, yüzde 55’i Almanca ile birlikte en az bir başka dili daha kullandığını beyan etti.
Yaklaşık yüzde 23’lük kesim ise ev ortamında hiç Almanca konuşmadığını bildirdi. Türkçe, Arapça ve Rusça bu grup içinde de en yaygın diller arasında yer aldı.
Araştırmada “göç geçmişi” tanımı, kişinin kendisinin ya da her iki ebeveyninin 1950 yılından sonra Almanya’ya göç etmiş olması kriterine dayanıyor. Veriler, her yıl nüfusun yaklaşık yüzde 1’iyle yapılan Mikrozensus çalışmasından elde ediliyor. Sonuçlar, katılımcıların beyanlarına dayanıyor ve yalnızca özel hanelerde ana ikametgâhı bulunan kişileri kapsıyor. Ortak yaşam alanlarında kalanlar araştırma kapsamına dahil edilmiyor. Ayrıca çalışma, bireylerin dil yeterliliğini değil, evde ağırlıklı olarak hangi dili konuştuklarını esas alıyor.
Ortaya çıkan tablo, Almanya’da dil çeşitliliğinin özellikle göçmen kökenli nüfusun etkisiyle arttığını gösterirken, Almancanın hanelerdeki belirleyici konumunu koruduğunu ortaya koyuyor. Türkçe ise uzun yıllara dayanan göç geçmişinin etkisiyle Almanya’daki ev içi iletişimde güçlü yerini muhafaza ediyor.
Dil çeşitliliği artıyor
Almanya’daki dil kullanımına ilişkin veriler, ülkede konuşulan dillerin çeşitliliğinin özellikle göç geçmişine sahip nüfusun etkisiyle giderek arttığını ortaya koyuyor. Buna karşın Almanca, tüm farklı dillere rağmen hanelerde en yaygın ve belirleyici dil olma özelliğini sürdürüyor.
Almanya’daki Türk toplumu açısından bakıldığında ise istatistikler, Türkçenin nesiller boyunca aile içinde canlılığını koruduğunu gösteriyor. Veriler, Türkçenin yalnızca bir göç dili olmaktan öte, ev içi iletişimde kalıcı ve güçlü bir konuma sahip olduğunu ortaya koyuyor.
©Sonhaber.eu