Haberlerimizi İnstagram , TikTok ve Youtube hesaplarımızdan da takip edebilirsiniz.
Modern tıbbın en büyük sınavlarından biri olarak görülen demans, küresel bir sağlık krizi olma yolunda ilerliyor. Yapılan son araştırmalar, yaşam boyu sürdürülen okuma, yazma ve yeni diller öğrenme gibi zihinsel aktivitelerin, Alzheimer ve benzeri bilişsel bozuklukların ortaya çıkışını yıllarca geciktirebildiğini ortaya koydu.
Dünya genelinde demans ile yaşayan insan sayısının 2050 yılına kadar dramatik bir artışla 150 milyonu aşması bekleniyor. Bu tablo karşısında uzmanlar, sağlık ve sosyal bakım sistemlerinin gelecekte devasa bir baskı altında kalacağı uyarısında bulunurken, çözümün büyük oranda "bilişsel rezerv" oluşturmakta yattığını vurguluyor.
Sekiz yıllık takibin sonuçları
Chicago’daki Rush Üniversitesi Tıp Merkezi’nden Dr. Andrea Zammit ve ekibi tarafından yürütülen kapsamlı çalışma, bilişsel sağlığın sadece genetik değil, yaşam boyu maruz kalınan entelektüel uyaranlarla şekillendiğini kanıtladı. Araştırma kapsamında, yaş ortalaması 80 olan ve başlangıçta herhangi bir bilişsel gerileme göstermeyen 1.939 katılımcı, yaklaşık sekiz yıl boyunca titizlikle takip edildi.
Katılımcıların zihinsel alışkanlıkları üç temel yaşam evresine ayrılarak incelendi:
- Gençlik Dönemi (18 Yaş Öncesi): Kitap okuma alışkanlığı ve evdeki bilgi kaynaklarına (atlas, gazete) erişim.
- Orta Yaş: Kütüphane kullanımı, müze ziyaretleri ve kültürel yayın abonelikleri.
- İleri Yaş: Yazma, okuma ve strateji gerektiren oyun faaliyetlerinin sıklığı.
Hastalık riskinde %38’lik düşüş
Neurology dergisinde yayımlanan bulgular, zihinsel faaliyetlerini en yüksek seviyede tutan bireylerin, en az aktif olanlara kıyasla Alzheimer riskini %38 oranında azalttığını gösterdi. Ayrıca hafif bilişsel bozukluk riskinde de %36’lık bir düşüş kaydedildi.
Araştırmanın en dikkat çekici noktası ise hastalığın başlangıç yaşı oldu. Zihinsel zenginliği yüksek grupta Alzheimer teşhis yaşı ortalama 94 olarak belirlenirken, düşük aktivite gösteren grupta bu yaş 88’e kadar düştü. Aradaki 5 yılı aşkın fark, yaşlılıkta kazanılan sağlıklı yıllar açısından hayati önem taşıyor. Hafif bilişsel bozukluklarda ise bu gecikme süresinin 7 yıla kadar çıktığı saptandı.
"Yaşlanmanın kaçınılmaz bir sonucu değil"
Uzmanlar, demansın yaşlanmanın doğal bir parçası olarak görülmemesi gerektiğinin altını çiziyor. Kütüphanelere erişim, sürekli eğitim programları ve zenginleştirici sosyal ortamların teşvik edilmesinin, toplumsal ölçekte demans yükünü hafifletebileceği ifade ediliyor. Öğrenme süreci demansı tamamen durdurmasa da zihni aktif tutmanın, beyin fonksiyonlarını korumada en güçlü kalkan olduğu bilimsel bir gerçek olarak karşımızda duruyor.
©Sonhaber.eu
Fotoğraf: Andrea Piacquadio - Pexels