Kahraman olmak için yapmadım!

Geçtiğimiz hafta meydana gelen olay sonrası sözel, yazılı ve görsel Hollanda basınının söyleşi yapmak için sıraya girdiği ‘Hollanda’nın en s

Abone Ol



Bir yandan çaylarımızı yudumlarken İbrahim Erüre mütevazı haliyle; “Aslında ben görevimi yaptım, medyaya bu kadar yansıyacağını bilmiyordum abi” diye başladı anlatmaya.


Son Haber: Sevgili kardeşim, istersen soru cevap şeklinde yapalım. Kaç yaşındasın, Nerelisin ve nerde doğdun ?
İbrahim Erüre: Aslen Tokatlıyım, Hollanda’da doğdum büyüdüm ve 34 yaşındayım.


SH: Asıl meseliğin nedir?
İE: İfaiyeciyim.

SH: Öyle bir şey oldu ki bir anda Hollanda radyoları, TV’leri, gazeteleri senden bahsetmeye başladı, ne oldui? Hayatın birden bire böyle değişti mi?
İE: Hayır hayatım değişmedi ben yine işimde gücümdeyim ama telefonlarım susmuyor, soayal medya hesaplarımdan her gün yüzlerce mesaj alıyorum o konuda yoğunluk hiç beklemediğimden fazla devam ediyor.

SH: Evet yaşadığın olayı bir de bize, Son Haber okurları için anlatır mısın?

İE: Rotterdam yakınlarında Krimpen de İjsell itfaiyesinde görevliyim. O gün aldığım bir görev üzerine itafiyenin bir aracı ile meslektaşlarıma üniformalarını götürüyordum. Trafikte yol alırken Rotterdam’ın en işlek caddelerinden birinde ilerlerken önümde bir araba ani fren yaparak durdu. 
Aracın durması ile araçlarından inen, koşan insanlar gördüm. Önce, tarfikte yaşanan sıradan tartışma, kavga falan olabileceğini düşündüm. İnsanlar panik halindeydi. İçlerinden birisinin benim kullandığım itfaiye aracına gelip yardım istemesi ile olaya müdahil oldum.

SH: Neydi tam olarak olay?

İE: Bir adam kucağında ölü gibi duran bir yaşında ya var, ya yok bir bebekle bana doğru geliyordu. Kalbinin aniden durduğunu söyledi.

SH: Ne yaptınız o anda?

İE: Biz bu işin eğitimini ve kursunu aldık. O yüzden hiç panik yapmadan bebeği babasının kucağında alıp kullandığım aracın önüne motor kapağının üstüne yatırarak kalp masajı yaptım.

SH: Nasıl anladınız kalbi durduğunu?
İE: Nefesini dinledim, nefes yoktu, kalbini dinledim atmıyordu. Bebekler için kalp masajı büyüklerdeki gibi değil.

SH: Nasıl yanı kalbinin üstüne hızla bastırarak değil mi?
İE: Değil, şöyle ki, Bir büyük insanın kalbi duruduğunda 30 kez kalbinin üstüne hızla ellerle bastırılır, ve ardından dört kez ağzında derin nefes üflenir ( Hayat Öpücüğü ). Oysa bebekler hassastır o yüzden kalp üzerine masaj parmak uçları ile yapılır ve ve 15 kez bastırılır 2 kez üflenir.

SH: Sizin müdahaleni ne kara sürdü, ne zaman hayat belirtisi başladı?

İE: 40 saniye kadar, çünkü kalp masajı yaparken saydığım için biliyorum bu kadar sürdüğünü. 40 saniye sonra hayat belirtisini gördüm.



SH: Siz bunları yaparken, sağlık ekipleri falan gelmedi mi?
İE: Gelmez olur mu polis, ambulans eküpleri hatta ambulans helikopter bile geldi.

SH: Onlar gelene kadar siz bebeği hayat döndürmüştünüz değil mi?

İE: Evet uzman sağlıkçılar gelince, kazağımı yere serdim, hayat belirtisi başlayan bebeği motor kapağından alarak yere yatırdık. Onlarda ilk müdahaleyi yaptılar, sonra alıp götürdüler.

SH: Nasıl bilgi aldınız mı bebeğin durumu ile ilgili?
İE: Evet çok iyi olduğunu duydum, henüz aile ile görüşmedik, onlar hala olayın şokunda sanıyorum.

SH: Bebeğin ailesi ile henüz tanışmadın sanırım, yabancı uyruklu bir aile mi?
İE: Hayır olay anında gördüm sadece bebeğin ailesini. Bebeğin babasının Hollandalı, annesi de yanılmıyorsam ya Sürinameli ya da Pakistanlı…

SH: İşiniz bitti siz normal işinize devam etmek için aracınıza bindiniz, sırdan bir gün gibi yolunuza devam ederken, olay tüm Hollanda’da duyulmuştu bile değil mi?
İE: İtfaiye’nin iletişim ve çağırı merkezinin yanı sıra bir de medya bölümü var. Nerde ne oluyor saniye saniye takip edilir. Gereken yerlere haber verilir. Benim müdahale ettiğim olay da haliyle anında duyulmuş.

Hayatı Değişti…

SH: Siz ilk kez nasıl duydunuz Hollanda gündemini değitirdiğinizi?
İE: Çalıştığım itfaiye biriminden şefim aradı. Gazetelerin, televizyonların benimle görüşmek istediğini, söyleşi yapmak istediğini söyledi.

SH: Siz hala yaptığınız işin normal olduğunu düşünüyorsunuz ama bir anda bu kadar ilgi sizi şaşırttı mı?
İE: Elbette, yalnız ben de olayın şokundaydım, çünkü sonuçta bir bebek, kalp masajı yaparken kaburga kemiklerinin kırılması söz konusu. Benim de biri iki yaşında biri 8 aylık olmak üzere iki çocuğum var. Onlar gözümün önüne geldi. Eğer o bebeği kaybetmiş olsaydık çocuklarıma bakarken hep o olayı hatırlardım. Kalp masajı yaparken, içimden dua ederken bir yandan da “ Azrail bu bebeği sana vermeyeceğim” dediğimi hatırlıyorum.

SH: Gerçekten zor ama bir o kadar da uzmanlık, soğukkanlılık gerektiren bir iş. Peki, iş yerine gittiğiniz de nasıl karşılandınız?
İE: Arkadaşlarım ve amirlerim çiçeklerle karşıladı. İtfaiye’nin Özel birimi var onlar da gelmiş tebrik ettiler, anlattım rapor tuttular.

SH: Hala telefonların susmuyor, kimler arıyor?
İE: Yıllarca görmediğim arkadaşlarım aradı, tanımadığım bir çok insan aradı, sosyal medyadan mesaj yolluyor.

SH: Peki eşiniz ne yaptı?
İE: Valla kahraman gibi karşıladı, benimle gurur duyduğunu söyledi, kalbini bir kez daha fethettim sanıyorum.

SH: Orada siz olmasaydınız, o bebek Allah bilir ya şimdi yaşamıyor olacaktı. Bu tür olaylarda ne yapmak lazım?
İE: Ben o bebeğe müdahale ettiğimde bende önce arabasından inen sağa sola koşturan 15-20 kişi vardı. Oysa insanlar ilk yardım eğitimi almış olsalardı yardım edebilirlerdi. Çünkü bu durumlarda saniyelerin önemi vardır.

SH: Nasıl bir eğitim ve nerede alınır?
İE: Bir günlük bir eğitim, çeşitli sağlık kuruluşları ve Kızılhaç bu eğitimi veriyor. Aldığım bilgile göre bu olaydan sonra Kızılhaç’a eğitim için başvuru sayısında patlama olmuş.

SH: Biz de seninle gurur duyduk. Fakat bir gazeteci olarak sormadan edemeyeceğiz. Örneğin başka durumlarda, kötü olaylarda Hollanda basını hemen kişinin yabancı ya da Türk uyruklu olduğunu özellikle belirtir. Senin hakkında çıkan haberlere baktık, bu kahraman vs Türk Asıllı demiyor, bu konu dikkatini çekti mi? Bir şeyler söylemek ister misin?
İE: O onların sorunu abi, ben görevimi yaptım. Kim olursa olsun yine de yaparım. Bir insana Türk, Hollandalı, şuralı buralı demeden önce insan olarak bakmalıyız. Bu ülkede yaşıyorsak hepimiz bu ülkenin bir parçasıyız. Ben burada doğmuş burada büyümüş bir insan olarak kendimi Türk ama bu ülkenin bir parçası olarak görüyorum, farklı düşünen varsa da o da onların sorunu…

SH: Bu söyşeşi için bu yoğunluğunuzda zaman ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

İE: Asıl ben teşekkür ederim, Hollanda’da aramayan medya organı kalmadı ama Türk Medyası’ndan arayan ilk siz oldunuz, bende Son Haber’e,okurlarına sağlıklı günler diler, teşekkür ederim.

©SONAHABER.EU